20 Şubat 2009

Kontak kapatmak, cape, invert

Sizin çocukluğunuzu bilmem!
Benim çocukluğumda; arkadaşlarımızla tam oyunu kurmuş güzel güzel oynarken; bir bakarsınız anneler küçük kardeşleri kollarından tutup getirirler! Ve derler ki;
- Hadi... kardeşi de oynatın bakayım!
-Ya Şükran Teyze ama biz şimdi; hık mık! desek te;
-Hadi hadi; olur olur ; o da çukulata dan oynasın! der.
( burada “çukulata” deyimi; ufaklığı çaktırmadan idare edin oynadığını sansın ama oyun dışı olsun demektir)

Nereden hatırıma geldi derseniz anlatıcam!
Biz umutları yeşertmeye çalışırken “yaprak dökümü” yaşandığını görüyorsunuz!
(Sakalımız olmadığı için bizi kimse dinlemiyor ya neyse:)

Bilgilerine değer verdiğimiz insanların süreli veya süresiz kontak kapatması bizim içi bir ceza! (Yada en azından benim için bir ceza)
Düşündüm de “bende mi kontak kapatsam acaba” belki işe yarar?

Sonra biraz daha düşündüm; ben bu oyunda zaten çukulata dan oynatıldığım için kontak kapatsam ne olur kapatmasam ne!
Eğer oyunda daha etkili bir pozisyonda olsaydım belki daha çok etkilerdi suskunluğum!

Belki de yazdıklarımla o kadar çok kafa şişiriyorum ki; yazmamam değil de “yazmam” okuyucuya daha çok işkence olabilir ! Evet evet bu şekilde susarak değil de yazarak ta acı çektirebilirim okuyucuya!

Allahım ben ne diyorum!!! Acı vermek falan? Kendime hiç yakıştıramadım!
Kışın güneş ışınları kaybolduğu için insanlar depresyona girmeye daha meyilliymiş!

Dün bütün gün yağmur ; bugün kar yağışı her taraf ıslak, hava soğuk ; güneş yok, arılara bakamadım. pufff!
İlk cemre düştü! Baharın ucu gözüktü sayılır dişimizi sıkalım; güneşi görürsek bu depresyondan kurtulacağız inşallah! Hep birlikte!

Bu bitkiyi bir tanıdık fide halinde vermişti; bir kök. Benim meraklı olduğumu biliyor ya! Tohumunu nereden bulmuş bilmiyorum. Aynen biber fidesi gibi!

Meyvesini görünceye kadar ben ismini öğrenemedim; bunun adı “cape”! Güvey feneri adıyla da geçiyor.Bu çiçekli resimler ekim ayının sonunda çekildi.

Arılar çiçeklerini seviyor! Yaprağı da çiçeği de bibere çok benziyor!

Çiçekler tozlaşınca meyveler keselerin içine saklanıyor ve orada büyümeye başlıyor.

Benim bitkim geç gelişti meyveleri de soğuğa kaldı! Bu yüzden bitkiyi kasım ayı gibi (donmadan) saksıya oradan da kuytu bir yere aldım. Tabi ki bitki yavaş yavaş kurumaya başladı. Kozalar hala yeşildi. Meyvenin olgunlaştığı kozanın kurumasından ve içerdeki meyvenin sararmasından anlaşılıyor.

Bitkiyi koyduğum yerde tamamen unutmuşum(birkaç ay kadar:) Geçen gün baktım kozalar kurumuş. Hemen topladım. Meyveler salatalarda falan çiğ yenebildiği gibi reçeli de yapılabiliyormuş(meyve dediğime bakmayın sebzede olabilir)

Dış kılıfı soyunca içinden bir meyve çıkıyor. Aslında bu tam olgun değil! Olgunları sarı renkli!

Süsleme amaçlı bile kullanılabilir.

Ben çiğ olarak yemedim; çünkü kendine ait bir kokusu var(Gerçi ben avakado, roka, tere, turp,hardal gibi şeyleri de ağzıma sürmem!)
Evet böylece reçel yapmaya karar verdim. Daha doğrusu anneme söyledim o yaptı:) Biraz tohum alındı geri kalanı tencereye gitti!

“Cape”ler şekerle kaynatıldı; şekerlenmemesi içinde karışıma limon ilave edildi. Meyveler biraz söndü belki de önceden kirece yatırılması gerekiyordu.

Yinede görünümü cam gibi! İçinde çekirdekler küçük küçük gözüküyor.

Ne demişlerdi: Reçellerde bir tür invert şekerdir! Evet bu yıl invert şekeri pardon reçeli ilk ben kaşıklıyorum. Birinciliği kimseye kaptırmam ona göre!
Tadımı nasıl?
hımm! Fena değil; kendine ait orjinal bir tad!

7 yorum:

salih arıcı dedi ki...

demet hanım mutlaka yazmaya devam edin ,bu işi çok güzel yapıyorsunuz ben bütün makale gibi yazılarınızı hep takip etmekteyim her yazınızda eğiti ve öğreti de var.selamlar.

UĞUR KIRAN dedi ki...

Demet hanım,ortamı en güzel şekilde ifade eden cümlelerle duruma katkı sağlamaya çalışmışsınız.Ancak bireyler ben haklıyım türü iddialarından vazgecmedikleri sürece çok zor bundan sonra.Bu kadar basit bir konuda böylesine dağınıklık yaşanabiliyorsa ilerde vay halimize.Türk arıcılığının bilimsel araştırmacı ve paylaşımcı bir ruhla bir arada kaliteli projeler ortaya koyması bu tür kısır çekişmeler nedeniyle çok ama çok zor görünüyor...

hasbi akyol dedi ki...

merhabalar sayın demet hanım..bloğunuzu izliyoruz ..sonbaharda dökülen yapraklar, baharda açsın diye bekliyoruz hep..önümüz zaten bahar yaprakların açmasını zaman halleder diye düşünüyorum.
çukulata hikayesi güzeldi ama arıcılık ile ilgili göstermiş olduğun performansa uymamış bence ..istesekte kapatamayız kontağı arıcıklar bizi bekliyor

oktay dedi ki...

Ne kontak kapatması Demet hanım, tam yol ileri demek gerek denizci ifadesi ile. Ortam bu kadar karışık iken ortalarda fazla dolaşmamak lazım, ezilme tehlikesi var ne de olsa :-) bu durumu çukulata hikayesi ile ifade etmeniz de çok hoş olmuş ama bizim oralarda fasulyeden derler.

d.m.t dedi ki...

Resimdeki balık adam siz misiniz?

Evet galiba ortalarda fazla dolaşmamak akıllıca olacak!:)
Bu durum; içinde karıncaların ve büyük bir hayvanın olduğu bir hikayeyi aklıma getirdi:) Ama yazmamak en iyisi:)

Gürbüzarıcılık’ta yorum yazmış ancak teknik bir sorun oldu:) Ben yorumu buraya yazıyorum:

“Selamlar
Demet hanım! Her ne kadar reçelinizi invert yaptığınıza inansanız da, acizane olarak analiz yaptırmanız gerekir. Sakaroz hangi oranlarda invert olmuş? Birde ne bileyim furuktozun oksitlenmesiyle ortaya çıkan malzeme var.
Bence önce analiz yaptırın! Ne kadar başarılısınız ve reçelinizin içindeki şeker oranları nedir?
Saygılarımla.”

tüh! Aslında analiz yaptırsak çok iyi olurdu ama üzülerek söylüyorum ki maalesef analize girecek numune kalmadı! Son parça cape reçeli de bu sabah kahvaltıda bitti:)
Ayrıca bu analizler pahalı diye düşünüyorum. Hatta balımı tahlil ettirmekte aklımdan geçiyor. Analizlerin fiyatı hakkında bilgisi olan yazsın!

Ayrıca bir yere gitiğim yok gördüğünüz gibi yazmaya devam ediyorum. Blöf yaptım:)

Ballı Baba dedi ki...

Demet hanım, reçeliniz süper görünüyor afiyetlede bitirmişsiniz, şifa olsun. Analizler yaptırıldığı yere göre fiyatlanıyor... Ben araştırma olsun diye bir üniversitede yaptırıyorum, isterseniz bu konuda yardımcı olurum.

Kozlulu Kadıoğlu dedi ki...

Demet hanım bence reçel ev ortamında yapılmaz, biz reçel olacak meyveleri hammadde olarak reçel fabrikasına veriyoruz ve reçel olarak alıyoruz,