20 Haziran 2020

Menekşe çoğaltma, torf, siyah sinek


Edirne'den gelirken yanıma birkaç kırma yada en küçük kaplarda çiçek almıştım.. saksıyla alamadım arabada yer yoktu ve gittiğim yerde neyle karşılaşacağım; onları koyabileceğim yer olup olmadığı belli değildi.. 
Evimizin küçük bir ön balkonu var.. ışık alan yer burası.. çiçeklerimi buraya koydum.. zamanla büyüdüler güzelleştiler..saksıya aldım.. Böyle sarmaşıklarım hep cama tırmanmıstı..Görseniz bayılırdınız..

Uzun süreli Kayseri'ye gidişte yanımızda götürmek zorunda kaldık.. Aylarca çiçeklerimi emanet edebileceğim kimsem yoktu..

Orada evin içinde uygun yer olmayınca..çatı katına koyduk.. ve kötü son.. Kayserinin ayazında çiçeklerimin çoğu dondu.. öylesine üzüldüm öyle üzüldüm ki size anlatamam.. Hepsi benim evladım gibi..gözüne bakıyorsun...neyse olan oldu.. Kalan sağlarla devam ettik..

Geçenlerde menekşelerimden bazıları yaşlanmıştı.. onları söküp suya koyup yeniden köklendirdim.. Kağıt bardaklara ektim.. ( evde az biraz eski saksıların toprakları vardı ona ektim..)

Fazlalık yaprakları  suya koydum.. ben çiçeklerin tek bir canlı yaprağını çöpe atmaya kıyamıyorum.. Çünkü "her bir dal her bir yaprağın" eğer bir şans verilirse yeni bir canlı olacağını biliyorum.. Eşim kızıyor yine suya koymuşşsun ne yapıcaz bunları Allah kerim..

 Menekşeler bir müddet tutunduktan sonra.. 9 kök gövdeli menekşeyi iş yerine gönderdim.. Orada arkadaşlarına hediye etti..Yapraktan ektiğim 13 kök vardı.. onları da hediye edeceğim ama sürgün vermeden göndermek istemedim çünkü herkes herşeye bakmayı beceremez..

 Bu seferde saksıda sıkışan menekşelerimi böldüm..

 3..4 kök bir arada zamanla iyice sıkışmış..

 Böyle parçaladık..

 Elimde peynir kutuları vardı.. Ocakta çiviyi ısıtıp kutuya delik açıyoruz..


Ben sulamanın ayarını biliyorum ama bilmeyen suyu doldurur çiçeği çürütür.. saksının dibinde birkaç delik olursa belki su tahliye olur bitki ölmez.. ben elimden gelen çabayı gösteriyorum..Evet bu menekşeler hediye edilecek.. başkasında yaşasa ne yaşamasa ne dimi? Ama ben bu menekşeler ölsün istesem bu kadar uğraşmazdım.. mühim olan onların yaşaması...

 Yaprak halde ektiklerimiz ufaktan sürgün vermeye başladı..

 6 kök peynir kutusuna ektim..

Bir ongün sonra falan komşulara hediye ettim.. Burada size yaptığım hataları söyliyim..
Yada püf noktasını..

Ben böldüğüm menekşeleri mutlaka suya koyar yeni kök atınca toprağa ekerdim.. burada suya koymaya üşendim ve direkt olarak toprağa ektim.. bitkiler sendeledi ve istediğim gibi tutunmadılar.. bu hataydı böyle yapmayın.. mutlaka önceden suya koyup taze kökleri görünce ekin..

İkincisi menekşeyi asla torfa ekmeyin.. Ben ekmezdim.. yinede ekmem.. Ama bu memleketin toprağı çok sert demir gibi ( burası Karabük)  yol kenarlarından falan aldım.. hiç olmuyor.. şimdi toprak ihtiyacım oluşunca gittim marketten torf aldım.. almaz olaydım.. Bu bölgede küçük siyah sinekler çok fazla...

Torf nem tutuyor..  "Küçük siyah sinekler" nemli yerleri seviyor.. toprağa girip çiçeğin köklerine yumurtluyor.. larvalar bitkinin köklerini yiyor... erginleri de menekşelerin yapraklarını emiyor.. ve dilini değdirdiği yaprak bir daha düzelmiyor.. ilkin yumuşuyor sölpüyor.. sonra çürüyor.. en sonunda bütün menekşe ölüyor..

Çözümü raid sinek öldürücü.. birkaç gün arayla sinek ilacı yapın.. pencereleri sinek telsiz açmayın..
toprağı çok ıslak tutmayın.. en iyisi mi bence torf asla kullanmayın!!!! Çünkü bu sinekler mutlaka sizi bulur..En iyisi toprak.. toprak.. sertte olsa kumda olsa toprak...

13 kök yaprağımız vardı.. Maşallah 13 tanesi de sürgün verdi.. bu süreç ne kadar sürdü derseniz.. yani bir ayı falan bulmuştur..belki daha fazladır.. Onları da iş yerine gönderdim..Arkadaşlarından isteyenlere hediye edildi.. Umarım hayırlı uzun ömürlü olurlar.. çünkü emek verdim..Yaşasınlar isterim..torfun içinde nasıl olacaksa..

Peynir kutusuna ektiklerimi komşulara verdim dedim ya.. verirken dedim ki "ben toprak bulamadım torfa ektim. torfta sinek oluyor menekşe ölmesin.. iyi toprak bulursanız değiştirin" dedim.. komşum ne dedi beğenirsiniz.." ya marketlerde toprak satılıyor ya ondan alsaydın keşke"

Be mübarek bende marketten para verip aldım.. torf işte onlar.. bunu söylemeye çalışıyorum bir saattir.. ama anlatamıyorum.. velhasıl herkes çiçek yetiştiremez.. eğitim şart:)

En son böldüğümüz menekşelerden de 100 küsür bir yaprak çıktı.. onlarıda suya koydum.. 30 tanesi kadar köklenmiş.. onları da gösteririm inşallah..elimde resim yok şimdi.. Arka balkonda ki çiçeklerimi de bir ara gösteririm.. Ben ne mi yapıyorum?  Boş durmuyorum boşa çalışıyorum.. Şaka bir yana boş duranı Allah sevmez c.c..

"Yap iyiliği at denize. Balık bilmese Halik bilir"

Bu arada muhabbet kuşlarım Edirne de kalmıştı.. 3 ay kadar oldu onu getirdim..  Yanına birde eş alınca balkonu savaş alanına çevirdiler.. Hep menekşelerin üstünü batırıyorlar.. Salmasan bir türlü salsan bir türlü.. Ne yapıcaz bu kuşlarla.. Onu da sonra paylaşalım..

Saat öğle 12 ye geliyor.. Çayı ufaktan koyayım.. yarım gibi eşimi uyandırırım... kahvaltı yaparız.. Geceden çıktığı günler böyle geç kahvaltı yapıyoruz.. o sabah geliyor yatıyor bende kalkıyorum.. Sonra kahvaltıyı beklerken çok acıkıyorum:)

Sağlıcakla kalın... Herbirinize Selamlar..

06 Haziran 2020

Herşeye Rağmen

Ne diyorduk kırgın bir şekilde annemin elini öpüp arabamızla yola çıktık.. Ben yolda bir müddet hiç konuşmadım ve ağladım.. o an nereye gittiğim kiminle gittiğim falan pek umurumda değildi doğrusu. Arkada bıraktıklarımı düşünüyordum..

Evet her veda aileden ayrılma güçtür.. ben bu zamana kadar evimden sayılı günler dışında ayrılmadım. Ama benim üzüntüm ayrılığın yanında kırgın ayrılmış olmaktı..

Evin içindeki saksı çiçeklerimizin çoğunluğunu abime verdik. Tavukları başka bir köydeki tanıdığa hediye ettik. Bir müddet daha kesmeden bakmasını istedik. Annem ablamın yanına gitti (kendi hizmetini görebilecek tek başına kalabilecek gücü yoktu) Kedileri hafta sonları abim gelip besleyecekti. Kağıt üstünde planlar tutmuş görünüyordu.. Ama gönül defteri karmakarış olmuştu.................
...............................................
...............................................
Ben evlenmeyi düşünmediğim için çeyiz olarak birşeyler satın alıp kenara atmadım.. yalan yok..Halamın bana aldığı bir kısım mutfak eşyaları vardı.. Onlarında hepsini abim evlendiğinde ona hediye etmiştim...elimle çeyiz de yapmadım. Ablamlar sağolsunlar yıllardır havluydu tülbentti çatikti.. benim için birşeyler yapıp kenara atarlar..

Onların bir kısmını eşimin anne ve kardeşlerine bohça vermek üzere yanıma aldım..çam sakızı çoban armağanı..

Karşılık beklemeden gelin kısmının hediye etmesi gerekir değil mi?

Kendimce en güzel parçaları da kız yeğenlerime çeyiz olarak bıraktım.. Çünkü ben bu kadar göznuru dökülmüş örneğin bir havluyu kullanmaya kıyamam.. Birkaç yıkamada canı çıkar.. oysa sıradan bir havlu benim işimi pekala görür..  bu parçalar kızlara çeyiz olarak kalırsa onlar çok mutlu olur.. Ben onlardan daha mutlu olurum.. Allah biliyor..

Yine son dakikada bir silikon yorgan yastık birkaç nevresim 2 tencere almıştık onları yanıma aldım..bir kısım giyeceklerim.. ve en küçüklerinden birer kırma menekşe yine bikaç kırma çiçek..
Nereye gittiğimi beni nasıl bir ortam beklediğini koşulların ne olduğunu bilmiyorum.. Yanımda birkaç gün önce eşim olmuş bir erkekle yollara düşmüştüm..  hani bazıları ortaokuldan beri tanıştığı sevgilisiyle evleniyor ya.. onlar birbirini mutlak tanır..

Ben çok iyi tanımıyorum.. ha keza eşimde beni tanımıyor.. Yani ikimizde birbirimize süpriz olacağız!!!!! Ama diyorum ya yol boyunca ben bunu hiç düşünmüyorum çünkü kafam annemde kalmış...

İstanbul Bolu Gerede derken tabela Karabük göstermeye başlıyor..Şehrin girişinde demirçelik fabrikasının dumanları görülmeye başladı.. sonrasında çarşı merkez.. biraz daha devam ediyoruz .. ev şehrin dış bölgesinde..

Bu görüntüler o gün değil daha sonra çekildi..

Ve akşam karanlığında araba bir apartmanın önünde durdu..Sessizce merdivenleri çıktık.. zaten ben 7..8 saattir sessizdim..  Kapıda durdum "beni kucağına alıp öyle geçir" dedim.. "hani filmlerde öyle yapıyorlar ya".... Her şeyim tamda bir o eksik kalmıştı. peh:)  Maksat muhabbet olsun be..

Bu ev 30 yıla yakın bir ev..  adı üstünde eski.. İlk gördüğüm zaman da sonrasında da mutfak banyo tuvalet pek çok şeyini beğenmedim.. Lakin Allah c.c öyle bir düzen kurmuş ki birşey hep kötü olamaz!!!  İyi taraflarını da söylemek lazım dimi...Elhamdülillah çok merkezi.. marketler pazar yakın..Karabük çarşıya yarım saat minibüsle ulaşabilirsin.. Safranbolu 15 dk..  sessiz bir mahalle ve sessiz bir apartman..çoğunluk öğlene kadar uyuyan emekliler.. apartmanda ki en küçük çocuk liseye gidiyor. Çocuk denemez bile:)

Eve ilk geldiğimde fotoğraf çekmemişim..  hiç bi tane yok.. klasik bir bekar eviydi.. 2 eski çekyat bir eski gardrop falan..düzen salonda toplanmış herşey elimin altında olsun hesabı:)
Birgün dinlendikten sonra çalışmaya başladı.. O işe gittikçe de ben sağı solu kurcalamaya başladım... Eşimin neyı var neyi yok bir bakiyim...?  Neyi nereye koysam. Bu mutfağa gitmeli,  bu çöpe bu balkona.. Bu salonda olur mu canım... eksik olan acil şeylerin listesini tutuyorum pazara gittiğimde alacağım..

İlk icraatım eşimin arka odada boş duran ayakkabılığını temizleyip mutfağa getirmem oldu.. onu erzak dolabı yaptım... Kendi giysilerim eşyalarım poşetlerin içinde yığılı duruyor..Dursun bakalım.. Eşime dedim yeni bir yatak odası takımı illa ki istiyorum..Oturma gurubu ister al ister alma.. Yatak odası istiyorum eskisini kullanmam...

Daha burada kalıcı değiliz.. Çünkü kayınvalidelerle tanışmadık bile.. Bir hafta çalıştıktan sonra yine izin alıyor.. ve Kayseri ye yollanıyoruz..

Benim gibi insanlarla sosyalleşmeyi çok sevmeyen biri için hayatım çok hızlandı.. Hiç tanımadığım kişilerin içindeyim.. Eşimi de çok iyi tanımıyorum.. ama onlara nazaran eşim yinede.. 4 görümcem bir eltim var yeğenleri var.. Kimin kim olduğunu karıştırıyorum.. Alışkın olmadığıma sıkılıyorum.. eşime diyorum sakın beni yalnız bırakma yanımdan ayrılma.. Ayrılmadı sağolsun.. Elinden geldiğince ..

Kayınvalidemin adağı varmış oğlum evlenirse diye.. bir dua yapıldı pide dağıtıldı..Akrabalar komşular falan bizi görmeye geldiler.. 10 gün mü kaldık nedir? O günleri nedense çok iyi hatırlamıyorum..


Erciyes dağındaki bir eşekçik..

Sonra Karabük e geri döndük.. he dönmeden önce eşim dedi ki kayseri mobilyanın merkezi. Alacaksak buradan alalım.. Bir yatak odası takımı ve bir oturma gurubu ısmarladık.. mutfağa minik bir masa 2 sandalye aldık.. Bir buçuk ay falan gibi bir sürede sipariş eşyalar geldi kuruldu.. Benimde giysilerim yerde sürünmekten kurtuldu..

Sonra günler günleri kovaladı.. Ben pazara bile tek başıma gidemiyordum.. Hep kaybolucam gibi geliyordu.. Aylar sonra Karabük çarşıya ilk kez tek başıma gidebildim..

Eve aldığımız mobilyalar dışında külli bir alışveriş yapmadık.. ne halı aldık ne perde..size bir itirafta bulunayım.. buraya alışamadım.. Sanki ben misafirimde hep çıkıp gidecekmişim gibi hissediyordum.. Bu yüzden halı perde eskiymiş yeniymiş hiç umrumda değildi.. İki ayda bir Edirneye 10 günlüğüne gitmeye çabaladım.. İstanbul da bekleme yapıldığı ve 3. köprü kullanıldığı için yol 12 saat sürüyordu.. Gitmenin yorgunluğu bitmeden tekrar geri dönüyordum.. Ama annemi görüyor olmak bana iyi geliyordu.. Çünkü onu ve köyü öyle özlüyorum ki...

Ben ev hanımı olmak için yaratılmamışım.. Toprak çiçek böcek sinek erkeklerin yaptığı işler tamirat tadilat bunlara meraklıyım.. yeteneğimde bu yönde.. dört duvar arasında kapalı kalmak beni bitiriyor..iki kişinin yemeği ne olacak.. temizlik desen 2 küçük oda bir salon.. hergün temizliycek halim yok..

O halde ne yapmalı? Bana bir bebek lazım.. hemen lazım.. Onu büyütürüm bakarım.. zaman nasıl geçmiş anlamam.. Ama gel görki hemen olsun deyince olmuyor..  Kafaya taktıkça stres büyüyor.. Hastane ilaç tedavi derken eskisinden beter bir durum içinde buluyorsun kendini...

Evlendiğimizin birinci yılı dolmuşken kayın validem hastalandı.. 4. evre.. birkaç kez Kayseriye git gel yaptık.. sonrasında eşim 3 ay izne çıktı.. ve Kayseriye gittik.. Annesinin yanında olmak istedi..Haklıydı.. Elinden gelen gayreti hizmeti yaptı...

Lakin geçen zamanda bir taraftan yabancı bir evde uzun süre misafir kalmak bir taraftan bebek istemem benim zaten olmayan sinirlerimi iyice yıprattı..

Kendine çok faydası olmayan birinin başkasına hiç faydası olmaz. Öncelikle kendin yere sağlam basacaksın ki düşen birinin elinden tutup kaldırabilesin..

Hastalığın hasta bakmanın ne olduğunu iyi bilen biriyim.. Yıllar boyunca babama baktım biliyorsunuz.. hariçten gazel okuyacak değilim.. yinede bu süreçte ben de elimden gelen gayreti gösterdim..

Bu sırada kültür farkı ortaya çıktı.. Benim yaptığım yemekler onlara yabancı geliyordu.. beğenmiyorlardı.. Ben Kayseri usulu yemek bilmiyorum.. Dolmayı onlar bulgurlu boş yapıyor ben etli pirinçli.. onlar nar ekşisi sarımsak  koyuyor ben koymuyorum..  Çorbaları çoğunluk toğga dedikleri ekşili yoğurtlu çorba.. ben toğga yapmayı bilmem.. örneğin bir  mantar çorbası yapsam ; yada sütlü domates çorbası yadırganıyordu falan filan.. halbuki ben kötü yemek yapmam.. Tadını beğenmediğim hiçbir yemeği eşim dahil kimseye yedirmem.. Bazen yalvarıyordum.. bir tadına bakın sonra yemeğin.. "yok yemeyiz" diyorlardı.. Bu beni öylesine üzdü ki..  Eşimle kavga ettiğimiz oldu.. ben dışarı çıkmak istiyorum evin içinde sıkıldım dayanamıyorum dediğimde oldu..

Bu süreçte kim mi haklıydı? Büyükler haklıydı.. eşim haklıydı.. ben haklıydım.. herkes haklıydı.. Küçük sorunlar yaşıyorduk ama kimsenin tahammül edecek hali yoktu..

Biz ordan döndükten bir ay sonra kayın validem daha da hastalanmıs.. Eşim ikinci bir 3 ay izne çıkma niyetıyle tekrar Kayseriye gittik.. Gittiğimiz gün başı çok kalabalıktı.. Ben kalabalık dağılınca gece 11 gibi yanına uğradım.. Beni görünce "hoşgeldin" dedi "gebemisin?" "İnşallah anne" dedim.. "Allah size ömür boyu mutluluk versin" dedi.. "amin" dedim.. o gece sabah namazına kadar başındaydım.. Elini tutmamı istedi tuttum..  Ayni gün akşamüstüne doğru vefat etti..

Annemiz oğlu ayrıldıktan sonra çok üzülmüş.. Onu 7 yıl boyunca evlendirmek için elinden gelen herşeyi yapmış.. Her taraftaki taliplere gidip bakmışlar olmamış olmamış..

Bizim evlenmemiz onun için en büyük mutluluk oldu.. Benim oğlunu sevdiğimi de biliyordu.. sevdiğimi gördü eminim.. Bebeğimiz olması içinde adaklar yapmıştı..

Bir seferinde ona dedim ki "oğlundan şikayetçiyim.. diyor ki bu yaştan sonra ben çocuk peşinde koşamam..".. bana dedi ki "ne demek istemem bal gibi de koşacak.. hemde senden daha çok sevecek..daha iyi bakacak"

AMİN diyorum..

Ondan birşeyler öğrenmek isterdim.. dinlemek isterdim.. başbaşa kalsaydık bana bildiği yemekleri öğreteydi.. Eski anılarını anlataydı... Vallahi isterdim.. Sağlıcakla çok vaktimiz olmadı..

Bu dünya hayatı gecici bunu hepimiz biliyoruz..dedelerimiz ninelerimiz yok hayatta.. Kimi babalar kimi anneler kimi evlatlar yok hayatta..

Bu vesileyle vefat eden annemiz başta olmak üzere bilcümle iman üzere bu hayattan ayrılan geçmişlerimize bir fatihayı şerif okuyalım.. Allah onların ve bizim taksiratımızı hasenata çevirsin.. bizi affetsin..

Bu kış birkaç aylığına kayın pederim bize misafir oldu.. O gittikten sonra birkez Edirneye gidebildim... Geldim korona patladı.. Daha da herkes gibi evlerin içinde kaldık.. Ben bir markete gidiyordum zaten. Başkaca dışarda bir gezmem tozmam yoktu.. Ona rağmen isteyince dışarı çıkamamak insanın canını sıkıyor..

Hastane tedavi süreçleri durdu.. Benim bebek tedavimde mecburen durdu.. hani anlamadan dinlemeden pat diye çocuk sahibi olanların hiçbirşeyden haberi yok...Siz uzun uğraşlar sonucu evlad sahibi olanlara sorun bakalım nasıl bir imtihandan geçmişler..bana sorun bakalım ne gözyaşları dökmüşüm geceler boyu tek başıma..sorun bi...

Sizlerden öncesinde de dua istemiştim yine isterim..dua eder misiniz?  Rabbim ben dahil evlad isteyen bütün ehli sünnete tez vakitte afiyetle evlad versin, mürüvedlerini görmeyi nasip etsin.. Allahümme amin..

Kısa zamana ne kadar çok şey sığdırmışız be.. Neler yaşanmış neler.. Kimileri aklıma gelmemiştir... Kimileri burada yazılamaz.. Evet yaşandı birşeyler.

Eşimle kavga ettiğimiz çok oldu.. kavgayı ya devam ettireceksin ve ayrılacaksın... yada olmamış gibi varsayıp geri adım atacaksın.. Geri adım atmayı tercih ettik..Evliliğimizi devam ettirmeye karşılıklı çabalıyoruz..

Şunu keşfettim.. Üzgün olduğun için eşinle kavga ediyorsun..Ama kavganın sonunda bakıyorsun ki şimdi daha da üzgünsün.. O seninle konuşmuyor sen onunla... o sana sırtını dönüyor sen ona.. Gözyaşların boğazına düğmükleniyor.. Dedim ya eskisinden daha üzgün bir hale düşüyorsun.. En iyisimi kavga etmemek.. Edersen de barışmak.. Dünya hayatı o kadar kısa ki bir günümü değil bir anımı üzüntüyle geçirmek istemiyorum.. Artık üzülmeye gücüm kalmadı...

Herşeye rağmen bu günümüze hamdolsun.. Rabbimin verdiği nimetlere şükürler olsun.. Evlilik kavramı, aile olmak, bir eşinizin olması çok güzel bir duygu.. İnsanlar anlaşamayabilir ayrılabilir ama bu yinede evlilik müessesesinin güzel olmadığı anlamına gelmez..


Allah c.c bekar kardeşlerimizin cümlesine hayırlı eşler nasip etsin.. Elleri boş kalmasın.. sımsıkı tutan bir el olsun.. gözleri boş kalmasın.. sevgiyle bakan bir çift göz olsun..en önemlisi yüreklerinde bir eşin sevgisi olsun.. mutluluk olsun..Böylece dünyaları güzel olsun..

Dünyası güzel olmayanın ahireti de güzel olmaz.. olmuyor.. bunu anlayabiliyorum..

Rabbim dünyada da ahirette de bize hayırlar ver.. ve bizi cehennem azabından koru.. Amin...Allahümme salli ala seyyidina Muhammed...


28 Mayıs 2020

Bizim Hikayemiz

Efendimiz aleyhisselatu vesselam der ki "Bir erkek karısına baktığı , karısıda kendisine baktığı vakit... Allah c.c  her ikisine rahmet nazarı ile bakar .. ve erkek karısının elini tuttuğunda her ikisininde günahları parmakları arasından dökülüp gider.."

Gelelim bizim hikayemize.. Gecen gün ki yazımda girişi yapmıştık..

Cok zamanlar evlenmeyi hiç düşünmemiştim. Babam yıllarca hastaydı hiç düşünmedim.. vefat etti düşünmedim.. abim evlenmeden düşünmedim..  demekki sonrasın da düşünmeye başlamışım..

Edirne dışından asla olmazdı bir kere.. Benim annem vardı belli bir düzenim vardı.. bunlar benim olmazsa olmazlarım.. Tekirdağdan oldu tanışmayı  kabul etmedim. Kırklareli aynı şekil. istanbul hiç olmaz... Dünya ahiret görüşü uyumunu zaten saymıyoruz.

Birgün eşimin numarası ulaştı elime. Evlilik yapmış ayrılmış. 7 yıl olmuş. Ergen yaşta 2 evladı var. hımmm.. Evlilik yapmış bir erkek..  Hemde evlad sahibi... Aklımın ucundan böyle bir seçenek olduğu bile geçmemiş bu zamana..

Eşim olacak ya.. Allah bir fikir veriyor.. telefonla görüşmekten ne çıkar.. görüştük diye illa olacak değil ya.. ya ilk o aradı ya ben aradım.. hiç bilmiyorum.. yalan olmasın..  o akşam nöbetteydi galiba.. Böyle genel şeylerden konuştuk edebi edebi..arada ben ahkam kesiyorum o hiç bölmeden beni dinliyor.. sonra o konuşuyor ben hiç bölmeden dinliyorum.. bir saat veya daha fazla konuştuk.. bir buçukta olabilir:)  sonra ki günler bikaç kez kısa kısa.. bir ara hiç konuşmadık.. bir hafta 10 gün ..zaten evlilik gündem de yok ha.. ne o olaya asılıyor ne ben.. sanki hatır için konuşuyoz.. İlginç..

Bir ara yüzyüze görüşsek mi böyle olmayacak.. neyse nöbetinden ara bulduğu bir cuma günü kavaltıya gidiyoruz.. ben kendi imkanımla o kendi arabasıyla gelecek.. Edirne de karaağaç denilen bir yer var ağaçlık mesire yeri gibi şehrin biraz dışında. Orada limon kafede buluştuk.. O beni bahçe kapısında karşıladı.. Arabasının kapısını açtı ve bir demet çiçek çıkardı.. bana uzattı.. Beklediğim birşey değildi.. "Ben bunu ne yapıcam arabaya geri koy dedim" çiçeği almadım.. Çiçeği almam birşeyleri kabul ettiğim anlamına gelirki  daha ortada birşey yok..

Sonra içeriye geçtik.. kavaltı geldi.. Konuştuk konuştuk.. o düşüncelerini toplayabilmek adına çoğunlukla benim yüzüme bakmadan konuştu.. Hatta neden yüzüme bakmadan konuşuyorsun diyesim geldi de durumu anladım da birşey demedim..

Daha çok onun özel hayatını masaya yatırdık kabul ediyorum..  Neden ayrıldın niye ayrıldın sen miydin sebep o muydu..Onu belki üzdüm belki darladım.. Eşimden bunun için özür diliyorum şimdi aklıma geliyor..

Ama toplum ayrılmaya ayrılmış insanlara garip bakıyor bunu hepimiz biliyoruz... Evet her evlenen insanın başına gelebilir.. Siz çocuğunuz veya torununuz ayrılabilir.. Dinimizcede ayrılmak helaldir .. bir iş yürümüyor ve kişilerin hem dünya hem ahiretini bozma noktasına geliyorsa iki tarafın selameti için ayrılmalıdır..

İnternette okumuştum ayrılmış bir erkek diyordu ki "boşanmış olmak sabıka kaydı gibi üzerime kaldı.. ne yapsam kurtulamıyorum.. nikahsız olarak onlarca kadınla birlikte olan kayıtlarda bekar geçiyor ama siz nikahla bir birliktelik yaşayıp ayrılıyorsunuz adınız boşanmış kalıyor..."
Çok üzücü.. Allah hiçbir müslümana ayrılacağı evlilik yaptırmasın.. evli olanların yuvalarına selamet mutluluk versin..

Biz hikayemize dönelim.. görüşmenin sonunda ayrılıyoruz.. yüzüme bakıp gözlerini iki kere kırptı "görüşürüz" dedi.. İşte o kadar konuşmanın sonunda o an ben eşimden "elektrik" aldım..

Şimdi bana kocaman bir kahkaha atabilirsiniz ama doğru..Hani tv de hep duyuyoruz "elenktrik alamadım :) " diyorlar ya.. ben elektrik aldım abi.. ister inanın ister inanmayın..

Eve gelince ablamları aradım.. dedim "size bişey diyim mi".. durum böyle böyleyken ben olumlu birşeyler hissettım.. Şaşırdılar.. sonrasında anneme söyledim.. İşte asıl hikaye bundan sonra başladı..
Annem isyan etti.. "Boşanmış üstelik çocuklu birinle evlenmene asla rıza göstermiyorum.. Bizim ailemizde kimde var? Akrabalarımızda kimde var böyle durum?..Nasıl açıklarız ele güne?.. olmaz olmaz.. mutsuz olursun.. olmaz analık hakkımı helal etmem.. beni çiğner öyle gidersin.."

Evet kardeşlerim.. bu da yetmezmiş gibi birkaç gün sonra müstakbel eşimin tayini Karabük'e çıkar.. ve bir kez daha görüştükten sonra Edirne'den gider..

Allahın işine bakar mısınız.. Biz onunla Edirne'de diye görüşüyoruz.. Üstelik elektrik akımına bile kapılıyoruz o beni bırakıp gidiyor.." kararını ver" diyor.. "iyi düşün taşın..bundan sonra yaşayacağım yer Karabuk"

Eyvahlar olsun.. annem o kadar şeyin üstüne birde Edirne'den gitme ihtimalimi duyunca hastalıklara kardı.... çok hastalandı.. onun hastalandığını gören işin içinden çıkamayan ben de hastalandım.. kardiyoloji psikiyatri gezdim durdum.. çok dua ettim.. Allahım hayır neyse sen beni o yöne yönlendir.. Ben her sonuca razıyım ama beni iki arada bir derede bırakma bu şekilde yaşayamıyorum..  Ablamlar abim annemi razı edemedi.." evlenmek istiyorsa evlensin dünyanın sonu değil biz hep yanında arkasında dururuz" dediler olmadı olmadı.. onlarda çok yıprandı.. herkes yıprandı yani..

6 aymı ne geçti eşimle sadece telefonda konuşuyoruz.. her defasında bana bozuk atıyor.. "ya öte ya beri beni daha fazla oyalayıp durma" diyor..Eşimin ailesi de aynı şekil "oğlumuzu oyalama,bırak" diyorlar..

İçinde bulunduğum durumu anlatamıyorum ona.. vallahi anlatamıyorum.. sizlere de anlatamam.. ancak yaşamak lazım..  annemi düşünüyorum.. köydeki hayvanları düşünüyorum.. ne olacak halleri ben gidersem.. hepsinin felaketine sebep olmayım diyorum.. diyorum diyorum..
Bu süreçte o kadar üzüldüm ki babamın vefatında bile bu kadar üzülmemiştim.. annem ağlıyor ben ağlıyorum.. Allahım çok kötüydü..

Sonra bir gün ne oldu bilmiyorum..vallahi ne oldu da oldu hala bilmiyorum..sadece  Allah c.c olsun dedi.. "kün feyekün"

Eşime "gel beni iste" dedim.. "annemler yaşlı Kayseri den gelemezler" dedi.. "gelmesinler sen amirini al gel" dedim..

Usulen teyzeleri halaları dayımı telefonla aradım.. Durum böyle böyle dedim.. hepsi şok geçirdi..hatta nutukları tutuldu..söyleyecek kelime bulamadılar.. benden beklemedikleri bir atraksiyondu.. kim yapar "Demet" yapar... :)

Edirnede calıştığı zaman ki amiri eşiyle birlikte geldi.. beni istediler..eksik olmasınlar..

Bizimde çekirdek aile vardı.. kardeşler yeğenler o kadar..Eşim beni istedi nikah için gün aldık o gitti.. sonraki nikah işlemleri, gelinlik, davetiye, nikahşekeri, arabanın süsünü seçmek, fotoğrafçıyı ayarlamak bana kaldı.. Böylece hepsi benim gönlüme göre oldu..elhamdülillah.. isteme nikah bir ay içinde gerçekleşti..

Evlenirken düğün zaten istemiyordum.. Benim tarzım değildi.. Bir mevlid okunmasını isterdim olmadı.. Nikahımıza  yakın akrabalar geldi.. Sonrasında birkaç gün Edirne'de kalıp Karabük'e geldik... Yok be.. balayımız falan olmadı.. onu koz olarak elimde tutuyorum.. Eşime diyorum ki "beni bir balayına bile götürmedin" :)

Ne demiştik.. Bir gece vakti  Karabük'e geldik.. Araba apartmanın önünde durdu....
..........................................
..........................................
......................................... devamını sonra yazalım..

Yorumlara anında cevap veremeyebilirim.. Eşim evde olduğunda onunla hasbihal etmek isterim.. İnternetimin kotası da bitebilir. Bundan önce 4 gb tı. 2 aydır faturalıya geçtim diye 7 gb..  ama hemen bitiyor..Geçen gün yeğenimle görüntülü konuştum kapatamıyorum da internetin dibine vurduk:) Edirnedeyken telekomun interneti vardı..İstediğim gibi giriyordum.. Burada o imkanım yok .. Beni anlayacağınızı umarım.. Günlüğümü okuduğunuz için teşekkür ederim.. Bikaç fotoğraf aşağıda olacak..


Yüzükleri eşim alıp getirmiş.. "Beğendin mi?" diye soranlara" o almışsa ben beğendim" diyorum..Beğendim.. pırlanta değil.. normal yüzük.. (sakın başkaları pırlanta alıyor sen bana almadın diye eşinizle kavga etmeyin..ha...merak eden olursa eşim nikahta takı olarak 5 tane burma bilezik taktı..(Birini kayın validemler almış) "Elimdeki imkanım bu kadar" dedi..

Ben inanıyorum ki bir erkek imkanı varsa eşine herşeyin en güzelini alır.. alacaktır.. Onun mutluluğu sizin mutluluğunuzdur.. Ben de erkek olsam öyle yapardım..Benim Allaha olan inancım gönlümü bu yönde müsterih ediyor..Zorla borçla yaptırılan takıdan da bir hayır geleceğini sanmıyorum..Seven sadık bir eşin değerinin parayla ölçülebileceğini de düşünmüyorum.

Biz kadın olarak elimizden geleni yapalım, eşimize gönlümüzdeki bütün sevgiyi verelim.. Allah c.c gizli, açık mutlak herseyi bilen ve işitendir ve asıl mükafatı verecek olanda odur..

İsteme söz nişan hepsi bir arada.. beşibir yerde gibi:)

Nişan yastığımıydı adı ?  Tasarımı bana ait..saten kumaş..taş kullandım. makası da ben yaptım.. bence güzel oldu..
İsteme çiçeğim.. Ben hiçbirşey sipariş etmedim.. Gönlünden ne geçerse dedim.. beğendim

İsteme çikolatası.. Tepsiyi beraber beğendik.. Küçük bir tepsi gereksiz masraf olmasın.. Hani bir kahve pişirirken kullanırım hatıra olur dedim..Bir ara onun fotosunu da atarım

Pastayı da beraber beğendik. Çikolata pasta hep bir gün önce sipariş edildi..Eşim ancak gelebilmişti çünkü..

İstemede dağıttığımız havlular..

Benim diktiğim hatıra lavanta keseleri.. yeşil ve beyaz kurdeleli olanları da var...

Benim beğendiğim ve sözlerini benim yazdığım davetiyelerimiz..

Yine benim tasarladığım nikah şekerimiz.. İçinde badem şekeri var.. etiketlerde kapak altında..küçük takıları koyabilirsiniz içine.. etiketi özellikle üstüne bastırmadım.. insanların isimlerinin yazdığı şeyleri kullanmayı ben pek sevmiyorum.. başkaları da öyle düşünür dedim..

Benim beğendiğim araba süslememiz:)

Gelin arabamız..

Dış çekim yapamadık  hava müsait değildi.. stüdyo da gelin damat fotoğraflarımız çekildi.. Eşim arabayı çiçekçiden alıp gelecekte.. Nikah salonuna gideceğiz.. Fotoğrafçıda beklerken ben..

Fotoğrafçıda beklerken yine ben.. canım çok sıkılmış...gelin bu kadar bekletilir mi yahuuu:)

Nikah salonunda... nikahı beklerken yine ben....Farklı olarak bu sefer yanımda eşim var:)

ve Mutlu son..

Bekar olupta evlenmek isteyen cümle kardeşlerime Allahtan hayırlı eşler diliyorum.. Her zaman duamdasınız...

(Dini nikahımız resmi nikahtan bir gün önce cuma namazı kılınmadan  Darülhadis camiinde oldu.. Tanışmamız.. ilk görüşmemiz ve nikahımız hep cuma gününe rastladı...Vardır bir hayır..)

26 Mayıs 2020

Yeniden Başlamak

Bismillahirrahmanirrahim.

Hani öyle olur ya. Çoktan aramadığın bir arkadaşın yada bir akraban vardır. Aramak istersin.. Eline alırsın telefonu.. ama arayamazsın. Karşı tarafın sana sitem edeceğini bilirsin. Neden aramadın niye sormadın hayırsız.

Sebebini anlatsam belki bana hak verir.. hatta kesinlikle hak verir.. ben aslında hep aramak istedim hiç unutmadım ki.. neler yaşadım bir bilsen.. hiç iyi değildim. dünyanın bütün dertleri beni bulmuştu sanki.

" dünyanın bütün dertleri " kısmına karşı tarafın kesinlikle inanmayacağı bir gerçek..ama inanın insan bazen öyle bir hale geliyor ki kendini dünyanın en dertli insanı gibi hissetmeye başlıyor.. Oysa dertleri başka insanların yaşadıklarınla kıyaslanınca hiçte büyük değil. Lakin gelin siz bunu o kişiye anlatın..

Birşey söylemek istiyorum.. Hatta bir değil çok şeyler söylemek istiyorum.. istedim.. Ama hep birşeyler engel oldu.. Utanmak yada sıkılmak mı sebebi? Yada dünyadan iyice uzaklaşmak mı? Herşeyin anlamsız gelmesi mi? Yazsam ne olur.. yazmasam ne.. Ben kimin umurumdayım ki.. dünyada bir sinek kadar değerim yok..

2.5 yıldır yazmıyorum..Kendimi çok kötü hissettiğim günler oldu.. İyileşemedim..Oysa yazmak bana iyi gelirdi.. Hatta yıllar önce ilk bloga başlama sebebim buydu.. Babam beyin kanaması geçirmiş yatalak kalmıştı.. Çok kötü durumdaydım. Arılarım vasıtasıyla tanıştığım güzel insanlar beni yazmaya teşvik etti.. Yazmaya paylaşmaya.. Bu bana çok iyi geldi.. Anlamını yitiren hayatım yeniden bir anlam kazanmıştı..

Şimdi de yazmak bana iyi gelir. Umarım iyi gelir. Yazdıklarımı okuyan olur mu? Bilmem.. Eski dostlar hala bıraktığım yerde mi? Bilmem.. yeni dostlar olur mu? Bilmem. Bildiğim tek şey yazmayı seviyorum.
..................................................
..................................................
..................................................

Korkmayın başıma felaket gelmedi..sadece annemden, köyümden, tavuklarımdan, kedilerimden, arılarımdan, çiçeklerimden, ağaçlarımdan, toprağın kokusundan, rüzgarın sesinden, yağmur damlalarından ayrı düştüm...

Şimdi böyle yazınca kendimi kötü hissettim be..çünkü bu saydıklarım hepsi benim yaşama sebebimdi..

Çok şeyden ayrı düştüm.. ama bu arada birşeye kavuştum.. EŞİME...

Ben bunları yazarken o gece nöbetinde görevinin hakkını yerine getirmeye çalışıyor..sabah kapıyı açtığımda kan çanağı olmuş gözleri sararmış benziyle karşılaşacağım.. "selamün aleyküm" diycek.. "ve aleyküm selam hoşgeldin" diyeceğim..Elini yüzünü yıkayıp, derin bir uykuya dalacak.. öğlene kadar onun uyanmasını bekleyeceğim ki birlikte kahvaltı yapabilelim..

Bir polisle evliyim 2 yılı bitirdik elhamdülillah... Edirne diye başladığımız birlikteliğimiz tayin olmasıyla "Karabük" de bir apartman dairesinde devam ediyor... bütün hayatım değişti.. hiçbirşey eskisi gibi değil artık..

Ve Kayseri gelini oldum..eşim Kayserili... amaney... Nasıl oldu da iş buralara kadar geldi onu da bir dahakine yazayım.. Nasip olursa.

(2.5 yıldır bloğuma ilk kez girdim ve yorumları yayınladım. cevap vermediğim için herbirinden özür dilerim..Nasıl bir hüzünse bu...Bana o kadar zaman engel olmuş..Bilgisayarı açmayı unutmuşum.. cep telefonunun internetinı bilgisayara bağlayıncaya canım çıktı. hep hata verdi! neyse oldu galiba)

selamlar cümleten

01 Aralık 2017

İyi ki Doğdun...

Fırtınalı bir aralık sabahından selamlar cümlenize... gercekten de 1 aralıkmış:)

Hicri olarak rebiülevvel ayındayız..Mevlid kandilinizi kutlayamadık ama bu ayın tamamı kandil ayıdır..Hatta diyanette yeni bir düzenleme yaptı.. önceki adı kutlu doğum olan..şimdi ki adı ise "Mevlidi Nebi" yani peygamberin doğumu olarak değiştirilen kutlamalar bu ay içinde yapılacak..

Uzun zamandır efendimiz aleyhisselatu vesselamın doğumunun miladi takvime sabitlenmesini istemiyorduk..Çünkü bizler hicri takvime ayın durumuna göre dini ibadetlerimizi yapıyoruz biliyorsunuz..Kandiller bayramlar sürekli yer değiştiriyor..Çok şükür olması gereken yapıldı.. elhamdülillah..

İyi ki doğdun.. alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz..
Adın anılınca duygulanmayan bir yurekten ; salavat getirmeyen bir dilden Rabbim bizleri muhafaza buyursun. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim....

İnsallah cümlemize tez vakitte gidip onu ziyaret etmek; iman dolu bir kalp ile onu ziyaret etmek nasip olur..

Sayfanın en sonunda bir yazı yazacağım.. ben okudukça mutlu oluyorum..sizinde belki hoşunuza gider..

Marketten yeşil zeytin aldım.. zamanı kasım ayıymış..ilk kez deniyorum.. bakalım neye benzeyecek..

Abimin geçen yıl benim için söktüğü yaban güz çigdemi çiçek açtı.. tam 3 tomruğu vardı.

Farelerin yemediğine ve yaşadığına çok sevindik....

Mutluluk nedir? Mutluluk bir yaban çiçeğiyle bile mutlu olmaktır.. Allah c.c biliyor.. Başkasının gülüp geçeceği ufacık şeyler bile beni mutlu ediyor.. Ama kimse beni anlamıyor..Bende onları anlamıyorum:) Sorun yok...

Kedilerime bir yemleme sistemi düşündüm..otomatik yemleme makinaları çok pahalı ve soğuk koşullarda çalışmayabilir.. Bende sizlerin tavuklara yaptığı düzeneği denedim..evet biraz fazla yem yiyorlar ama en azından istedikleri zaman yem olması iyi birşey..sanırımbu  3 kg civarı yem alıyor.. boruyu daha uzatırsak daha çok yem alacak.. benim hedefim bir hafta yetecek yem olması..gönül ister belli aralıklarla yem dökülsün ama şu an yapabileceğim bu..



Bunlara dam koruğu derlerdi eskiden.. şimdi sukulent diyorlar.. onu bir midyenin içine ektim...Midye gerçek..

Bunları da annemlerin toprak kaplarına ektim :)

ve bunu da...eskiden yemek pişermiş bunların içinde..ben hiç bilmiyorum..orjinal oldu bence.. ben begendim..


Dayım haziran ayında mı temmuz ayında mı ne ayçiçeği ekti.. adam tutup sulattı.. öylelikle oldu...

Hasata geç kaldı.. hala tarlada ve yeşil.. duyda ınanma.. Yagmurdan yattı..Kuşlar bayram yapıyor... :) Dayım zengin adamdır heeee.. üzülmeyin...

Yan komşumuz olan tesis bizi canımızdan bezdirdi.. Bütün çatısının suyu bizim tarlaya akıyor.. sözüm ona oluk var ama bütün su bizim tarlada..calışanlara söyledim olmadı.. ayağına gittim olmadı.. taahhütlü mektup gönderdim zararınız var bize diye olmadı olmadı.. kendisi ismini vermiyim..edirne de bir suyun başında olduğu için beni küçük adam olarak görüyor..

Onu Allaha havale ettim.. durumuda  valilik başbakanlık neresi olursa dilekçeyle bildiricem.. belediye demiyorum.. çünkü belediye asla tek cevap vermiyor.. keyfin iyimi adamına göre...anlarsınız..

Elma sirkesini süzdüm..
Bu yeni süzüldüğü zaman..

karanlık bir yerde beklettim..2 ay..

3 ay sonraki hali.. abim bize sirke ver dedi... alıp götürdü:(

Köyümün gün batımı....

Bu kirpicik kış uykusuna yatamamış.. güneşlenmeye çalışıyordu ama hasta gibiydi.. meyve getirdim yemedi.. geçen günlerde bahçede dolaşırken gördüm ki....içini yemişler postu kalmış.. köpeklerin işi olsa gerek..İnna lillahi ve inna ileyhi raciun..

 Fasulye maşallah büyüyor.. delikanlı oldu..

 Bahçe çok dağınık duruyor diye gülleri budamıştım..Yağmuru görünce hepsi tomurcuğa durdu..

 Olur mu olmaz mı.. ama bir Ümit... güz gülleri gibiyim.. hiç bahar yaşamadım.. Biz bütün baharları yaşarız inşallah.. hatta 4 mevsim yaşayalım.. hepside güzel olsun...

 Çilekler yağmuru görünce yeniden canlandı..Bahara yerleri değişmesi gerek..

 Bahçe yeserdi.. otta olsalar ben yeşili seviyorum.. yeşile bakmak ömrü uzatır...

 Bu armut yıkıldı yıkıldı.. çok sert.. ahlat değil.. tatlı ama çok sert..

Son aylarda kendimce zor günler yaşadım..Neden diğer insanlardan farklıyım..? Neden beni kimse anlamıyor.. anlıyorum diyenler bile beni  anlamamış..en üzüntü verici olan gerçekte olmadığın bir kişi gibi muamele görmek..yapmadığın bir şeyle itham edilmek.. ben her zaman olduğum gibiydim.. numara yapmak bana göre değil.. buna ihtiyacımda yok.. hiç kimseninde olmamalı.. bizi seven olduğumuz gibi sevmeli.. demet hep böyleydi.. göründüğü olduğudur..olduğu göründüğüdür...

Bana kimsenin sesini yükseltmesi hoşuma gitmiyor.. güzel bir yazı okumuştum sizinle paylaşmak istedim.. umarım hoşunuza gider...Kimse kimseye sesini yükseltmesin.. hele seven sevdiğine...
.................................................
.................................................
.................................................
Neden Birbirimize Bağırırız?

İslam alimlerinden biri talebeleriyle birlikte Basra kıyısında gezinirken; öfke ile birbirine bağıran bir çift görmüş. Talebelerine dönüp "insan neden birbirine böyle bağırır?" diye sormus.

Talebelerden biri " cünkü sukunetimizi kaybederiz" deyince mübarek zat "ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konusuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi alçak bir ses tonu ile duyurabilecekken; demek istediğimizi rahatca aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar bağırırız? "

Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış "İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır..bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse arada açılan mesafeyi kapamak için o kadar çok bağırmaları lazım gelir"

"Peki iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar; çünkü kalpleri birbirine yakındır. Arada ya mesafe yoktur yada çok azdır.

Peki iki insan birbirini dahada fazla severse ne olur? Sesle konuşmazlar. Sadece fısıldaşırlar. Çünkü kalpleri birbirine kaynaşmıştır..Hatta bir süre sonra konuşmalarınada lüzum kalmaz... sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur... İşte birbirini hakiki olarak seven iki kişinin yakınlığı böyle birşeydir..."

Daha sonra talebelerine bakarak şöyle devam etmiş.. "Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin.. mesafe sokacak sözlerden uzak durun..."

Ne demişler..." zerzevatçı bağırır..sarraf bağırmaz...eskici bağırır...antikacı bağırmaz.."

Fikri kıymetli olan bağırmaz..bağıran düşünemez..düşünemeyen kavga eder.. sesimizi değil sözümüzü yükseltelim...

Rabbim bizleri güzel sözle, hikmetle ve nezaketle davranan kullarından eylesin.. Allahümme amin..
Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh