19 Ekim 2009

Fiyasko!

Kovanların özellikle yazın; ağaç altında olması çok iyi oluyor. Günün bir vakti üzerlerine mutlaka gölge geliyor! Kışında ağaçlar rüzgarı keser bildiğimiz kadarıyla!

Ama geçen gün kuvvetli bir rüzgar olduğunu söylemiştim ya! Evet bir ağaç dalı da benim kovanların üstüne inmiş.

Ya daha büyük bir ağaç; üstelik arılar kış salkımındayken kovanın tepesine inseydi? Salkımın kopması büyük sorunlara sebep olurdu!!!Buna da şükür!

Birleştirmek üzere kokuladığım koloniyi 2 gün sonra ancak birleştirebildim.
Bir ballık; araya 2 kat gazete; birkaç yerinden delikte açtım. Ardından yağmur soğuk ; yağmur yağmur!

Birleştirme konusunda tecrübem yok ; çünkü daha önce hiç yapmadım. Ama sorun olacağını illaki hissediyorum. Hatta gazeteye açtığım delikler büyük mü oldu acaba? Arılar vaktinden önce üst kata çıkar mı? diye de sonradan pişmanlık duydum.
Dün baktığımda kovan önüne oldukça arı atmışlardı. Neden dün derseniz hava bir ara ısınmıştı da ondan!

Bugün hava ılık sayılır. Katın örtüsünü açtım ve içine baktım. Görmeyi beklediğim tablo “arıların deldiğim yerleri kemirmiş olmaları” ydı! Ancak durum farklı!
Ben çerçeveleri sol tarafa yaslayıp delikleri de sol tarafa açmıştım. Geri kalan sağ tarafı da çuvalla daraltmıştım. Oysa alt kattakiler kocaman bir delik açmış hem de kovanın “sağ” köşesine.Çuvalın altından ilerleyip kattaki arıların çoğunu halletmişler. Erkekleri öncelikle öldürmüşler. Ölüleri tek tek delikten aşağıya götürüyor ve dışarı atıyorlar!

Ancak çerçevelerin tamamını henüz ele geçirememişler. Çerçeveleri çıkarıp şöyle bir baktım da; birleştirmeden önce göremediğim bahtıkaranın(dölsüz yumurtlayan) anası yavrulu gözlerin üzerinde dolaşıyor!
O bölüme ulaşmış olsalar bu anayı kesin öldürürlerdi! Ne yapacağımı bilemedim bu yüzden gazeteyi almadım.
Düşündüm ki çerçeveleri alıp arıları alt kata silkelesem daha beter bir savaş olur mu? Üstelik dölsüz yumurtlayan anada alt kata inecek ki buda ayrı bir soruna neden olabilir!
Dölsüz anayı al; kendin öldür! diyeceksiniz. Ama ben bunu yapamam ki?
Kısaca birleştirme sonucum tam bir fiyasko; arıların pisi pisine ölmesi ise telafi edilemez bir suç!
...
...
...
Nemden dolayı mantarlar çıkmış. Belki yenebilir?

Hım; yemek demişken ; Mehmet bey’den görüp özendiğim karnıbahar turşusunu bu akşam kurdum. Ancak bir kafa karnıbahar az gelince; bende mor lahanayla destek yaptım; birazda kereviz sapı koydum! Bakalım sonuç olumlu olacak mı?
Arıda kaybeden; turşuda kazanır belkide!!!

10 yorum:

HB dedi ki...

Demek ki ne imiş...

2 kovandan bir kovan olmuyormuş hemencecik...

Mehmet Yüksel dedi ki...

Demet hanım ellerinize sağlık güzel görünüyor turşu,afiyet olsun selamlar.

muratakın dedi ki...

Aslında görünüşe göre dönülmez yola girmiş gibisiniz.

birleştirmeyide iptal edemezsiniz, artık ne çıkarsa bahtınıza gibi olacak, nasıl olsa adı bahtıkaraydı.

erkeklerin ölmesi sorun değil işçilerin birbirini kırması kötü olur. ama kıracaklarını sanmıyorum.

Turşuya gelince; biz turşu resmi yayınlarsak olmaz, ben yaptım diyemem klasımızı sarsar.
Pek belli değil ama içinde acı biber de var galiba.
Aslında tuzlu suda çürümüş sebzeler desek.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Demet Hanım.

Kovan birleştirmede en etkili yöntem en basit haliyle soğandır.Arıların birbirlerini tanıma şekli koku olduğunu bildiğimize göre,çözümde bu kokuyu geçici bir süreliğine yok etmemizdir.Bunu arıcılarımız gülkokusu veya bunun gibi diğer kokulardan temin ederek gidermeye çalışırlar.Kesin çözüm miksere atacağınız bir soğan işinizi görecektir.Zayıf iki kovanınız olacağına,kuvvetli tek kovanınız olsun.

mcsumer dedi ki...

Demet Hanım,

Gerçekten üzüldüm.
Zaten aksilikler tek başlarına gezmezlermiş. Bari o mantarları yemeyin.
Hatta yörenizde çok iyi tanıdığınız, afiyetle yediğiniz mantarlara bile başka bir yörede "bunlar benim bildiğim mantarlar" demek gafletinde bulunmayın.
Yarar küçük, risk çok, çok büyük.

Birleştirmeye iki koloniye de koku vererek çok iyi başlamıştınız; fakat, devamında işler aceleye gelmiş (üstteki Bahtıkara'nın bulunduğu kısım alttaki kuluçkalığın üstüne tam yerleşmemiş gibi görülüyor). Zaten Bahtıkara'yı anasız bırakamayışınız da ayrı bir dezavantajınız. Merhametten maraz doğmuş bu sefer.

"...araya 2 kat gazete; birkaç yerinden delikte açtım." ifadesini tam anlayamadım. İki koloniye aynı kokuyu verdikten sonra, ben bu işlemi şöyle yapıyorum: İki kat, çok güçlü iki koloniyi birleştireceksem üç kat gazeteyi üstüste; fakat, hizalarını 2cm kaydırarak yumuşak bir zemine, örneğin halının üzerine seriyorum, elime iki adet küçük çivi alıp üstüste duran iki kat gazeteyi 20 hareketle 40'ar yerinden deliyorum. Gazeteleri hizaya getirince delikler üstüste gelmiyor; böylece iki koloni arasında koku alışverişi hemen başlasa da arılar birbirleriyle hemencecik karşılaşamıyorlar. Sizin de gözlemlediğiniz gibi arılar umduğunuz noktalardan değil, kovanın ön bolümlerinden kendi yollarını açarak birbirleriyle buluşup tanışıyorlar ve nasılsa anlaşıyorlar.
Bu olay iki-üç gün içinde oluyor. Artık tek koloni haline gelmiş olan arıları, çerçeveleri istediğim ya da benim için uygun olan bir gün düzenliyorum. Fazla gecikirsek alt ya da üst kattaki larvalar üşüyebilir.

Sizin düşündüğünüz sinek teli yöntemi de uygun olabilir. Ben hiç denemedim. (Ekipman sorunu)

Görüp göreceğiniz fiyasko bu olsun ve kendinizi de fazla suçlamayın artık.

Her işiniz kolay gelsin.

İlhami Uyar dedi ki...

Geçmiş olsun,daha büyük zarar olmaması sevindirici,deneme yanılma metoduyla çoğu problemin hallolacağı muhakkaktır,hatalar azaldıkça başarı kendiliğinden gelir.Kolay gelsin.

taskın dedi ki...

selamlar
paylaşım için sağol
demet hanıma başarılar

d.m.t dedi ki...

Sizlere de selamlar efendim!

Nerden başlayım? Ballık alt kata oturuyor; orada sorun yok! Gazeteyi önce kuluçkalığın üstüne serdim;boş katı koydum ve dal parçasıyla gazeteyi 5-6 noktadan deldim.

Birleştirmede soğan mutlak iyi olur özellikle ani birleştirmelerde!
Bende dediğiniz gibi peçeteye gülyağı emdirip iki koloniye vermiştim. Ancak hava muhalefeti; birleştirmeye biraz geciktik! Sorunda gecikmenin de payı mutlaka vardır!

Anası problemli olmasa ;koloni zayıfta olsa o kovanı birleştirmezdim herhalde! Zaten zayıf kalmazdı ki? Yavru verir desteklerdik!

Şunu da söyleyelim; Birleştirme yaptığım( alt kattaki koloni 10 çerçevede!) Yani zaten yeterince güçlü bir koloni! Mesele iki zayıfın birleşmesi değil! Bir zayıf ve bir güçlünün birleşmesi!

Ah sinek teli! Biz bunu daha önce duyduk zaten! Tek sorun; birkaç gün sonra aradaki teli almak icap eder o kadar. Siz müdahale edene kadar arılar birbirine zarar veremez!!!

Hiç kokulama yapmasanız bile 1-2 gün içinde kokular karışır diye düşünüyoruz. Bende tel kullanmayı düşündüm; hatta şuan bile beynimin bir köşesinde düşünüyorum. Öyle yapmasaydım; tel kullansaydım daha az zararla atlatır mıydık diye!

Benim birleştirdiğim “iki kovandan hemencecik bir kovan olmaz” haklısınız! Hemencecik olmasını isteyen kim? Aradan bir hafta geçti neredeyse; el insaf!!!




Şu kovanı ben yaptım(kestim ,çaktım) deyince benim klasım sarsılmıyor da; siz bu turşuyu ben yaptım deyince mi sarsılacak?
Becerisi olan göstersin; bundan utanmak yerine gurur duyarım; duyuyorum!
Turşuda biber yok; hele hele acı biber zaten olmaz. Şu anki kırmızılığın sebebi ise üzüm sirkesi!

Ben market harici mantar yemem; onu da çok fazla sevmem ! Merak etmeyin:)

Murat Çakır dedi ki...

Turşunun cam kavanozda yapılmayışına şaşırdım.:) Plastik, polikarbon ve benzeri aşınabilen malzemeye kurulan turşular ne kadar sağlıklı acaba?

HB dedi ki...

Arı birleştirmeyi lübürt tekniği ile yaparsanız, Türk arıcılarının müthiş icadı soğanı da kulanmak zorunda kalırsınız. Soğanın ne işi varsa kolonide...

Basit ama uzun süreli teknikler varken neden hemen olsun bitsin diye endişe var.

Ayrıca kovanlarda evin dibinde.

İptal edilecek kolonideki anayı bulup...

Güçlendirilecek anayı da kafese alıp...

2-3 çerçeveyi al ver bir akşam...

Ertesi akşam ana kafeste iken 2-3 çerçeve daha...

Arıların üzerine sıvı şerbet püskürtüverin verirken...

En sonunda son çerçeveleri alıp, eski anayı yanlışlıkla yere düşürüp üzerine basıverin.

Kalan arıyı da yeni kovanın önüne silkeleyiverin.

Kafesteki anayı da az bir kekle çıkarmalarını sağlayın...

Boşalan kovanı kaldırın yerinden olsun bitsin.

Arıcılıkta aceleye gerek yok ki...