08 Temmuz 2009

Çuvalla bal

Bir hafta öncesinde başım hafiften dönmeye başladı; ardından dönüş hızlandı.
Dünyanın da sürekli döndüğünü biliyoruz ama bu dönüşü hissetmiyoruz !
Ancak; insanın kendi dünyasının dönmesi çok kötü bir şey! Kafanızı yastıktan kaldırır kaldırmaz bulantı eşliğinde baş dönmesi!!!

Arılarımı kontrol etmem ve petek takviyesi yapmam gerekiyordu; ama öyle bir duruma geliyorsunuz ki; her şeyin canı cehenneme diyorsunuz bir an!!!
Nihayetinde; günler sonra bugün kendimi iyi hissediyorum. Hava çok sıcak; yağmur bulutları havada gezinti halinde! Bu sıcağı daha da çekilmez yapıyor.

Arıları sıcakta kontrol etmeyi göze alamadım. İki kat pantolon; iki kat çorap; üstünüzde buluz birde onun üstüne maske; elinizde eldiven!!! Aman aman! İyileştim diye sevinirken kafayı yeniden vurmamalı!!!

Akşam 7.30! Ağaç altındaki arılardan başladım kapak açmaya. Körük falan yakmadım; duman kokusunu hiç kaldıramam.
Zaten amacım arılara yumurta kontrolü yapmak değil;peteği yetersiz olanlara petek takviyesi yapmak.

Benim ufaklığı açtım ilk önce! Yaptığım kat 8 çerçeve alıyor içine. Kat 6 çerçeveydi en son. Geri kalan yeri gübre çuvalıyla daraltmıştım.

Kovanı açar açmaz güzel ballı bir petek görüyorum çuvalın üzerine monte edilmiş!

Usulca çuvalı alıyorum !

Çuvalın üstündeki arıları zor zahmet uzaklaştırdım (dumanda yok)

Diğer çerçevelere göz ucuyla bakıyorum yavrulu ballı;

Ballı;

2 ve 7 numaralı yere temel petek koyuyorum.

Küçük kovanımın alt katına uzun zamandır bakmadım;

Kapılarda havalandırma devam ediyor.

Geçen yıl bir avuç arıyla kurulan bu kovandan; bal yiyecek olmak çok ama çok hoşuma gidiyor doğrusu!

Ha; bal verecek kovanlarım var elbette ama bu kovan daha kıymetli çünkü çok emek verdim:)

Çuvalla bal! Daha ne isterim:)

Benim bu yıl ayırdığım bölmelerden biri! Petek istediğini tahmin ediyordum.

Kapakta küçük bir dalak sallanmış!

İki ham petek verildi ve sayı 10’a tamamlandı.

Bol ham petek işlettiğim bu yılın oğullarından biri! (zaten 2 oğulum var!)

En dıştaki ham peteği işlediklerini görünce onunda çerçeve sayısını 10'a tamamladım.

Katlı kovanlarımdan biri! Azıcık kapağı kaldırıp bakıyorum. Hava yavaş yavaş kararıyor.

Başka bir katlı kovan. Ona da birazcık bakıyoruz.

Başka bir ballık! Ayçiçeklerinden nektar geldiği belli oluyor. Petekler ballanmaya başlamış. Arılar körüksüz; bereket sakin duruyorlar. Gerçi bende kurcalamıyorum.

Bir yarım ballığım var. İçinde temel petek! Onu; kapıda yığılma yapan bir kovanın üzerine koydum.

İster yarım ballığı şişirirler ister hava almak için kullanırlar. Kendileri bilir!

Örtü olarak kullandığım çuvallardan birinin altında; yeni kurulan bir eşek arısı yuvası;

Yine kapakta karşılaştığım siyah güve. İki taneydi ama birisi uçtu. Siyah güve hiç görmemiştim!!!

Derken ezan oldu bende kovan kontrolünü bıraktım. Eldiveni çıkardığımda elim resmen turşu gibi olmuştu. Hani bebekler suya girince elleri buruş buruş olur ya aynen onun gibi!
Vücudum ise resmen tutuşmak üzereydi. Sıcakta kısa devre yapmak an meselesi!

Ben yazın arıcılığı sevmiyorum; bahar ve sonbahar daha güzel !!!
Kışın ise resmen bayılıyorum. Karın üstünde saatlerce durup kovanları seyredebilirim:)

Bu arada; çuvaldaki balı gururla eve getirdim. Benim ufaklık bal yapmış diye:)Tadı bir harika!
Peteği keserken görmüşler ki bir arıyı bala yapıştırmışım. Görmemişim yani.

Abim diyorki:" Bak kraliçeyi peteğe yapıştırmışsın" Hani nerde? dedim.
" Bak orada karnıda kocaman"

Baktım bir işçi:)
Çok bilmiş bir şekilde dedim ki: "Abiciğim; O kraliçe değil ki işçi arı:)" hehehe

İşçiyi bir güzel yıkadım; balları temizlendi. Kavanoza koydum, gezinmeye başladı. Yarın götürüp yerine bırakırız!!!

10 yorum:

muratakın dedi ki...

Demet hanım:
Açılışı yapmışsınız 2009 yılı ayçiçek balı tadına bakmışsınız

hbcaliskan@gmail.com dedi ki...

selamlar öncelikle geçmiş olsun umarım en kısa zamanda tümden iyileşirsiniz ilk ayçiçeği balınızın hasadınızın bereketini arttırması dilegiyle afiyetler olsun..

kadıoğlu dedi ki...

demet bacı hadi hayırlısı tahminimce ilk ay çiçeği balı hasat edenlerdensin 2009 yılı itibari ile allah mübarek etsin.

mcsumer dedi ki...

Yakın Geleceğin Öykü Yazarı
Demet Hanım'ı Saygıyla Selamlıyorum.

Gerçekten hiç öykü yazmadınız mı? Yazarlığınızı ilk keşfeden ben değilim. Yanılmıyorsam, bir cevap yazınızda "kim okur ki benim yazdığım kitabı?" diyordunuz.
Ben şimdiden üç nüsha sipariş veriyorum: Biri kendime, biri Biricik Kızım Duygu'ya, biri de Sevgili Ortağım Hasan'a. Hele bir kitap yayınlansın...


Ablası doktor olan birine de "Aman ha! Herzaman ve özellikle yaz günlerinde bol bol su içmeli, günde iki litreden fazla su içmeli" denmez ki. "Kendine iyi bak" desem, sanki Türkçe değilmiş gibi geliyor bana.

Gelelim bugüne: Ellerinizin sıcaktan, terden buruş buruş olduğu fotoğrafta görülmüyor ama,
yavrulu çerçevenin birinde tel izi çok net olarak görülüyor. Yoksa siz mumları, hala, mahmuzla mı
takıyorsunuz? Akünüz var. İki adet, iki-üç metrelik teliniz de vardır. Tek gereken, bunların birer uçlarına birer maşa lehimletmek. Belki onu da kendiniz yapar, yada telleri akü başlarına
bağlar, olayı çözersiniz. Ben de "kovana balkon yapmış arıcıya" neler anlatıyorum?

Siz yine de hergün iki-üç litre su içmeyi ihmal etmeyin! Olur mu?

Sağlık ve esenlikler dilerim.

d.m.t dedi ki...

İyi dilekler için sağolasınız!
Balımızın, ürünümüzün bereketli olması ve hayrını görebilmek en güzel bir şey. Darısı sizlerinde başına!

Öykü? Yoook!
Ama düşünmeye başladım: Bütün arıcılara bir kitap satsak; sonrasında onlarda birkaç kişiye tavsiye etse. Sonrasında... hehehe:) Görende beni gerçekten hesap yapıyor zannedecek!!!

Mahmuzla takıyorum peteği doğru; bazen teli düzgün yapıştıramadığım da oluyordur doğru; ayrıca temel petek kalitesi de birbirini tutmuyor ancak;
Arıların bazısı peteği bol bulunca böyle nazlı davranıp tel üstüne yumurta atmam da diyebiliyor!!!
Neyse; daha iyi; nazar değmez işte:)
Aküyü ilerde denemeyi düşünüyorum neden olmasın!!!

Su meselesine gelirsek;
Bu ayın “Bilim ve Teknik” dergisini okudunuz mu bilmiyorum? (Ben en azından ufkumu genişletmesi açısından alıp okumaya çalışıyorum)
Neyse; yabancı araştırmalara dayandırılan makaleye göre: Sağlıklı bir insanın günde 8 bardak yada daha fazla su içmesinin faydasına yönelik bilimsel kanıt olmadığı bildiriliyor.
Ayrıca 8 bardak kuralının herkes için ideal ölçü olmadığı; ortam sıcaklığı, etkinlik düzeyi ve başka etkenlere bağlı olduğu belirtiliyor. Susadığınız zaman kesinlikle su için ama fazladan su içmediğiniz içinde kendinizi suçlu hissetmeyin diyor.Ben demiyorum araştırma diyor:)

Ayrıca size çok komik bir şey daha söyleyeyim: Siz hiç 3 litre su içip de dışarıya çıktınız mı? (çarşıya, markete vb.) Ben bir ara içiyordum da! Mümkünse wc’ ye yakın yerlerde bulunmak yada evden çıkmamak en iyisi!!! Bir tür eve bağımlılık yapıyor:)

Yinede haklısınız;bu sıcaklarda susuz kalmak insanı çok rahat ölüme götürebilir!

İlhami Uyar dedi ki...

Sevgili Demet hanım,rahatsızlığınızdan dolayı geçmiş olsun dileklerimi iletir ,sağlıklı ve neşeli günler temenni ederim.Yeni ürününüzün devamıbol olur inşallah,terlemezseniz sizdede şekil bozukluğu olmazmı,terleyinizki hem sağlık bulasınız hemde yağlardan kurtulasınız,işin açıkçası terlemeden başarı yok,en içten dileklerimle başta büyükleriniz olmak üzere aile ferlerinize selam ve sevgilerimi iletin lütfen,herşey gönlünüze göre olsun.

d.m.t dedi ki...

Ve aleyküm selam!İlhami bey;
Terlemeden başarı olurmu bilmiyorum ama helal kazanç zor olur gibime geliyor!!!

Korkmayın yahu!!Terlemezsem şeklim bozulmaz:) 48 kilo adamın vücudunda yağ ne arar:)

İçten dilekleriniz için; içten teşekkürler.Sizinde herşey gönlünüze göre olsun.

HB dedi ki...

Eee sonuç...

Su içiyor muyuz içmiyor muyuz?

Ayrıca o işçi arı yerine bırakıldı mı?

d.m.t dedi ki...

Arı mı? Olamaz!!!
Ben onu kavanozda unuttum galiba?

Hiç unuturmuyum Halil bey!
Söz verdiğimiz gibi ertesi gün yerine bırakıldı.

Kesin sonuç yok aslında!
En az vücudumuz susuz kalmayacak kadar; en çok su zehirlenmesine uğramayacak kadar; içebildiğimiz suyu içelim.

Adsız dedi ki...

sevgili demet Gecmis olsun