19 Aralık 2008

Gemimiz yoksa; Takamız var!

Bayramdan bir iki gün önceydi sanırım!
“Gemide Açlık Başlamış!” diye bir başlık var, blogların birinde. Dedim Somali'li korsanların kaçırdığı Türk gemilerinden mi bahsediyor yoksa?

Şaka şaka!

Bizim doktorun meşhuuuuur gemisiymiş açlık başlayan! Ballarını yemişler aç kalmak üzereymişler.
Benim gemim yok (ben doktor değilim çünkü) ama bir takamız var.
Ya benim takadakilerde aç kalmışsa? Bak şimdi uykum kaçtı…
Burcumda balık değil ama neden her duyduğuma atlıyorum bilinmez. Ufaklıkları tez elden kontrol etmem lazım. Arefe günü fırsat buldum ve ufaklığı açtım.

Besleme kutusunun ön tarafına ve arıların çıktığı yere bal koymuştum. (Besleme kutusunun ara bölmesi kapalı)Halen balı yemekteydiler.

Bende hazır açtım; oldu olacak birde içine bakayım dedim. Hayvanlar salkım vaziyette, bu havada bizi kim açtı? diye bakıyorlar...
Kimileri kovandaki boşlukları doldurmak için fistan koyuyor ya; bende bir şey bulamamışım; annemin oyalı tülbentini arılara koymuşum. Eeee; körle yatan şaşı kalkar!
Annem internete girmiyor iyi ki!!! Tülbentini sorarsa ben bir şey görmedim; duymadım; bilmiyorum! hehehe; çok kötüyüm:) Balı da yanımda getirdiğime göre biraz takviye yapalım.
Balın kokusunu alan yukarı geliyor. Şapur şupur; Yarabbi şükür!

Ama arılar kutunun ön tarafındaki eski balı yemekle meşgul olduklarından; yeni balı oraya koyamadım! Balımız katı olduğu için arıların girip çıktığı yere koydum…
Koymasına da bal hooop sulanmaya başlamadı mı? Gitti arıların girişini iki taraftan kapadı. Yukarıda girişin balla kesildiği görülmekte:)
Sonrasında girişten balı temizlemek için bayağıca uğraştım. Bu arada bir kısım balıda eldivenlerime güzelce bulaştırdım.

Baktım ayağımın yanında bir nergis çiçeği üzerinde de bir yaban arısı var. Hava soğuk ama çiçeğe gelmiş işte! (biz bu çiçeğe nergis deriz)

Parmağıma bir parça bal aldım ve usulca arıya uzattım. Hemen atladı.
“Parmağında balın olsun Yemen'den arı gelir” der babam! Bu bir atasözü; Atalar hep doğru söylemiş zaten!

Sonrasında arı parmaktan inmezde inmez. Aaa canım sıkıldı!

Balı çiçeğin üstüne sürdüm onu da indirdim. Bu yaban arılarından geçenlerde de gördüm bu arının karnı gibi onların karınlarıda sanki birbirine yapışmış gibi incelmiş; kış olduğundan dolayımı böyle; yoksa karınları hep incemiydi emin değilim.

5 dakika sonra baktım bizim yaban arısı gitmiş yerine bir sinek gelmiş, balı yalıyor Ama bu sıradan kara sineklerden değil; biraz daha klas bir sinek:)

Derken sineğin yanına başka güzel bir arı geldi. O da balı götürüyor.
Ve sonrasında resime bataklık sineğide eklendi(arının bacağının yanında olan küçük sinek)

Ben bu küçük sineğe;bataklık sineği diyorum; genelde derelerde suyun çekildiği çamurlu alanlarda konaklamayı çok seviyorlar. O da balın kokusunu almış!

Sonunda üçü birden karnını doyuruyor!
(Yukarıdaki resimlerin tümü arefe gününden kalmadır)
not: bu arada şaka falan derken; üç Türk gemisi Somali de hala rehin konumda. Allah oradaki rehinelere ve ailelerine sabır versin; inşallah yakında evlerine dönerler.

3 yorum:

muratakın dedi ki...

Analara yalan söylenmez.
telefon numarasını bilsem ardığınız tülbent kovan içinde derdim.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Demet kardeş adresini ver diplomamı göndereyim bir gemide sen alırsın zaten benim bir işime yaramadı vede bir sene önce gidip aldım fakülteden. Emekli olunca alacaktım ama beceremedık. Bu arada kimse duymasın ben o gemiyi marangozluktan kazandığım parayla aldım:))

denizakvaryumu dedi ki...

Hobi arıcılık yapıyorum 1 tane karakovanım var.Bu kovan da oturduğum yere 1 saat uzaklıkta sağolsun bir arkadaş bakıyor.

Muhteşem Turunç un blogunu bu gemi ve diğer ruşet için verdiği bilgilerden dolayı ilgiyle takip ediyorum.

Niyetim böyle bir gemi yapıp balkona koymak.1 saatlık yol gitmemek.

Merak ettiğim yazın bu geminin akıbetinin ne olacağı?

Arılar böyle bir gemide yaşamaya devam eder mi, kaçar mı?