10 Temmuz 2014

Bir gönülde iki sevda

Esselamü aleyküm.

Geçen gün dini bir sohpette "selam" ın "kelam" dan önce geldiği, selam vermeden söze girilmemesi hususunda bir uyarı vardı.  Hoşuma gitti.

Nasılsınız iyimisiniz? Bizleri soracak olursanız; bir abimizin tabiriyle; yuvarlanıp gidiyoruz işte.

Gülmesseniz birşey diyeceğim, 4 mayısta oğul olarak aldığım kovan 28 haziranda yine oğul verdi. Eşek sıpası 10 çıtadaydı. Ama ana eski ana( yumurtlayan ana) Tahmin edemedim, etmeliydim aslında.  Kat vermekte gecikince , kat olmasına rağmen oğula gitmiş. Benim de kafam yerinde değil ya, olan olmuş.

Baktım ikindi sıcağında dala konmuşlar, ahhh ah. Kovan kalmadı yahu. Ertesi gün açarsın kovanı bozarsın bütün gözleri ( Analar kovanda geziniyor, yoksa bütün gözleri bozmazdım) Sonrada rabbime dua ettim daha oğul çıkmaması için. Dinliyorum kovanda ses kesildi şükürler olsun.

Bu arada oğullardan birisinin anası yok olmuş. Belli ki kovana dönememiş. Yalancıya gitmiş. Bende yandaki kovanla birleştirdim. (bu son oğul olayından önceydi. yoksa analardan bir tanesini alır bu kovana verirdim be) Amacım kar yapmak değil Allah biliyor. Hayvanların başlarında anaları olmadan ziyan olmalarını istemedim. Bir gün önceden kokulama sonrasında gazeteyle birleştirme yaptım ; yapmasına. Birbirlerini biraz kırdılar ama tamamen öldürmediklerini umuyorum. Yani inşallah öyledir. Allah günahlarımı affetsin.

Havalar  sıcak, ayçiçekleri açalı çok oldu; tavuklar sıcaktan yumurtayı kesti; kedinin iki yavrusu olmuş yeni gördüm. Annelerinin arkası sıra buğday tarlasında zıplayıp duruyorlar.

Çatıdaki baykuş yuvası bu yıl iki tane oldu. Çatının kuzey tarafındaki eski yuvada 3 yavru dünyaya gelmiş, güney taraftaki yeni yuvada 2 yavru.  Yeni yuvadan erken uçan yavruları kediler halletmiş. Yavruların tüylerini ve gagalarını buldum; çok acı vericiydi.  Eski yuva çok şükür 3 yavrusunu da başarılı bir şekilde büyüttü.

Bu nedir bilin bakalım? İçeriye nasıl girdiğini anlamadığım bir yavru yılan mevta olmuş.

Karıncalar etlerini yemiş, az biraz kuyruk kısmında derileri kalmış.

Eklemleri o kadar güzel ve hareketli ki istediğin yere bükebiliyorsun. Balık kılçığını andırıyor.

Bu da kafası. Ne yapalım ömrü o kadarmış!!!

Baykuşun üç yavrusu. Maşallah. Baykuş yetiştirerek ülke ekonomisine baya katkıda bulundum sanırım. Herbirinin ömrünce yüzlerce fare yediği düşünülürse!

Bu yavru sabah mahmurluğunda. Gece uyanıklar ya; sabah olunca ağaçta baya baya uyumaya başlıyorlar.

Biri beni gördü ve hemen ayakları üstüne dikildi.

Bu yavru ise buğday tarlasında gördüğü böcekleri ilgiyle seyrediyor. Aferin kızıma; önce böcek sonra fare yakalıycak.

Yeşil çekirgeleri bilirsiniz. Bu çekirge saksıda ne yapıyor dedim. Bahçe toprağı kuru olduğu için nemli saksıya gelmiş. Arka kısmında bulunan iğneye benzer delici kısmını toprağa saplamış ve yumurtalarını toprağın derinlerine bırakıyor. Nesil devam etmeli.

Bu da benim çömlekçi arımın yavrularını koyduğu toprak testileri. Adının bu olduğuna emin değilim. Neyse.

( Arının adını öğrendim; mud bee; çamur arısı ; sceliphron caementarium . 12.7.2014)

Anne arı  herbir yavru için bir tane testi yapıyor. Toprağı ağzında tek tek getirerek. Testi yeterli büyüklüğe ulaşınca içene yumurtluyor ve  yakaladığı etli örümcekleri getiriyor.Bir iki üç dört beş. Kaç örümcek alırsa.

Testinin içindeki örümceği görüyor musunuz? Bu örümcekler ölü değil. Sadece felç edilmiş (Bazen yere düşürüyorlar oradan biliyorum) Böylece yavru arı yumurtadan çıkıp örümceği yemeğe başlayıncaya kadar;  örümcek taze ve yumuşak kalıyor (kurumuyor)

Örümceği başıyla içeri tıkıştırıyor.

Yeterli örümceği içeri koyduğuna emin olduktan sonra testinin ağzını çamurla sıvamaya başlıyor.

İşte tamamlandı. Böyle böyle herbir yavru için bir testi; her testiye aynı işlem. günlerce çalışma; onlarca testi.

Yuva gitgide büyüyor.

En son bütün testilerin üstünü de tekrar ağzıyla getirdiği çamurla tek tek sıvıyor.

Çok güzel oldu annecik. Harika bir iş çıkardın; tek başına!!! Anne olmak böyle birşey olmalı. Onları o kadar çok seviyor ki. Ne zaman görsem ağzında bir parça çamur yuvanın sağını solunu yamıyor.
"Yeter" diyorum; "Daha fazla toprak yığma; yavrular delip çıkamayacak" :)

Bir gönülde iki sevda olmaz derler. Olmuyor da. Birini atmadan ötekine yer açılmıyor.
Peki; bir gülün içinde iki gül olur mu?

Bir gülün içinde iki gül, evet. İlk kez gördüm, bahçemdeki gül, ilgimi çekti paylaşmak istedim.

Güneş odamın penceresinde batıyor... Her doğan günün bir batışı var ! Doğuşu da olur inşallah!!!

Ramazan ayındayız. Havaların sıcak günlerin uzun olması dolayısıyla pek çok kişinin oruç tutmadığını görmekteyim. İsteyen tutar istemeyen tutmaz elbette, sanki benim için tutuyor!

Amma... hasta ve düşkün olmaksızın orucu terk etmek günahtır. Hastalıkta koşul; inançlı bir doktorun oruç tutamazsınız demesidir. Aksi takdirde kafamıza göre; hastayım tutmuyorum gibi bir  yaklaşımla bir etrafı birde kendimizi kandırırız.

Sıcak altında ve yorucu işlerde çalışıpta dayanamayacak olanlara; oruçlarını kışın tutmak üzere; müsaade edilmiş olsa da, bu diğer insanları bağlamaz. Hele ki; "ben oruçlu olunca çok sinirli oluyorum, ondan tutmuyorum" gibi bir bahaneye ancak kargalar güler.  Hamile ve emziren kadınlar da oruç tutmayabilir. Ama müsait oldukları an oruçlarını iade etmek zorundadırlar.

İbadetlerin kurallarını kimse  kendi kafasına göre eğip bükemez.. Kurallar benim içinde senin içinde değişmez, sabit. Gülerek günah işleyen ağlayarak cehenneme girer demişler. Yapmayın!!!

Sen yüz kilomusun? Ben elliyim. Sen iki tabak yiyorsun yemekte; ben bir tabak. Sende 18 saat tutuyorsun orucu bende. Sen açsın; bende:)

Allahu teala diyorki : "Oruç, kıymetini benim bildiğim bir ibadettir. Mükafatıda ancak bende gizlidir" Oruç kolay bir ibadet değil; ama karşılığının da az buz olmayacağına inancım tam. Oruç tutarken zorlanıyorum evet! Ama sağlık içinde olup tutabildiğim hergün için şükür ediyorum.

Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, oruc en rahat ramazanda ayında  tutulur. Ramazanda tutmayan pişman olur.  Ramazan ayında mecburen tutmadığım birkaç gün orucu bile; ramazandan sonra tutmak o kadar zor geliyor ki bana.

Geçen kpss sınavı vardı ya; sormuşlar " sınav var, oruç tutmasak olur mu?" Cevap şöyle gelmiş: " Savaş zamanlarında bile oruç terk edilmemişken, sınav için terk edilir mi ? " siz düşünün.

Cümlenize hayırlı ramazanlar diliyorum. Beni konuşturmayın; bak konuşunca başınızı şişiriyorum :)
Selamlar.

10 yorum:

Özgür Esen dedi ki...

Aleyküm selam.

Sizden böyle haberler almak çok keyifli. Yine çok merak ve heyecanla okudum bloğunuzu. Genellikle de ağzım açık okudum :)

Yeni baykuşlar katılmış aramıza. Şu kurumuş ağaçtaki üç baykuş fotoğrafı harika bir fotoğraf. Nasıl da bakıyorlar :)

Çekirgeyi çok iyi yakalamışsınız. Benim için çok ilginç bir görüntü ve bilgi oldu.

Eşek arılarıyla alakalı çok sıkı bir gözlem yapmışsınız. Yuvanın ne kadar sürede tamamlandığını merak ettim. Besinin taze kalmasını sağlama yöntemi çok ilginç. Bu kadar ilginçliğin arasında gül de çok ilginç :)

Paylaştığınız her bir kare fotoğraf ve her bir satır çok değerli ve anlamlı.

d.m.t dedi ki...

Okuyanlardan birinin hoşuna gitmiş en azından:)Sevindim.


d.m.t dedi ki...

Arıları almışsınız, blogta açmışsınız. Yeni gördüm.Hayırlı olsun bakalım.

HB dedi ki...

İllaki yorum atmamız gerektiğini yorumları okuyunca anladım.

d.m.t dedi ki...

hehe:) Siz yok musunuz siz..

MURAT AKIN - ARICI dedi ki...

Demet Hanım:

Her yazınızı okuyunca aramıza hoş geldiniz diyesim geliyor.

Oruç yorumlarının ardından yılan, baykuş, arı, çekirge derken bir tane de olsa çiçek yorumu olmuş.

Sahi baykuşun dişi olduğunu nereden anladınız?

Yeni kafa şişirmeler bekleriz.

d.m.t dedi ki...

Benimde hoş bulduk diyesim geliyor. İçimde kalmasın: Hoşbulduk!

Kız olduğunu nerden bileyim. Ya tutarsa usulü atıyorum:) Çaktırmayın.

Selamlar efendim.

Ahmet Faruk Battal dedi ki...

Arıcılık adına yapmış olduğunuz paylaşımlar çok güzel, ülke arıcılığı adına daha fazla biz arıcılar olarak daha fazla emek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Saygılar...

Renklerle Yolculuk dedi ki...

Uzun zamandır yazmamışsınız. Belki de blog işini bırakmışsınızdır ama ben bir yorum bırakmadan geçemedim. Gül gerçekten çok güzelmiş. Ben de hiç böylesini görmemiştim. Bir yılan iskeleti de hiç görmemiştim. O kadar belgesel seyretmeme rağmen. :) Balık kılçığına benziyor.

d.m.t dedi ki...

Sağolun Ahmet bey, o sizin güzel görüşünüz.

Blog işi:) İş değil bu bir paylaşım. bende sıkıntılı günler yaşıyorum son zamanlarda o yüzden yazamıyorum. Yoksa gördüğüm bir güzelliği paylaşmak beni mutlu ediyor. He yazılarımı okuyan var mı yok mu Allah bilir. Ama okuyanın yüzünde bir tebessüm oluyorsa ne mutlu bana. selamlar.