12 Ekim 2012

Günlerin Ardından

En son ne zaman yağmur yağmıştı? Neredeyse unutmak üzereyim.
“Ekim” ayı olmasına rağmen yağmurdan eser yok. Ekim ayı adı üstünde, çiftçiler için toprağı hazırlayıp buğdayı ekmenin zamanıdır. Ama değil tohumu ekmek, toprağı sürmek bile mümkün olmadı. Bu yıl kuraklıktan çok sayıda ağaç ve bitkimiz kurudu. Sağ kalanlar nasıl hayatta kaldı inanamıyorum. Arılarımda bal verimi gördüğüm en düşük seviyede. Balı bırakın kışlık stokları bile neredeyse yok denecek kadar azdı. Sorun bende mi arılarda mı yoksa havalarda mı bilemiyorum ama bu yıl bir sorun olduğu kesin.
Yazmayalı epey olmuş. Ramazan ayı ile birlikte kendimi internet diyetine çektim. Bir yanım iş yapmak isterken diğer yanım sürekli internete girmek istiyordu. Gündüz adamakıllı yorulup gecede bilgisayar başında uykusuz kalmak beni yordu. Ben de gerçek hayatı tercih ettim ve bilgisayardan uzak durdum. Bakıyorumda 3 ay kadar uzak durmuşum.Zaman nasıl geçmiş anlamadım bile. Mail yazıp mesaj atanlardan özür diliyorum.
Sizler bu yıl neler yaptınız , takip etme şansım olmadı. Ama şimdi bloglarınıza bakıp açığı kapatacağım merak etmeyin. Ben ne yaptım derseniz geçen 3 ayda pek çok şey yaşadık. Şöyle kısa kısa bahsedecek olursak:
İki aydır birisiyle beraberim. Küçüklüğünden beri arılarla iç içeymiş. Hani ben bütün canlıları seviyorum ama o özellikle arılarla ilgileniyor. Ayrıca çok renkli bir kişiliği var. Yanında sıkılmak mümkün değil. İlerleyen satırlarda ondan bahsedeceğim.



Bu yıl petek güvelerinde nasıl bir patlama yaşıyorum ki  anlatamam. Bu kadar güveyi bir arada görmedim. Peteklerimi geçen yıl dondurup poşetlemiştim. Poşetleri kırkıp neredeyse bütün petekleri kullanılmaz hale getirmişler, bende hepsini söktüm attım. Bir bakıma iyi oldu. Nasip olursa bahara sıfırdan başlarız. 




Güve larvaları o kadar çoktu ki; imha etmek zorundaydım. Bende nasıl olsa ölecekler bari bir faydası dokunsun dedim tavuklara yedirdim. Eğer ki güvelerin çıkmasına müsaade etseydim bütün kovanları sıradan geçireceklerdi. Zaten kovanlara da saldırıyorlar. Kontroller sırasında örtü bezinin kenarlarına gizlenmiş larvalara rastlıyorum. Ama bu yıl sarıca arı saldırısı yok ne yalan söyleyeyim. Daha önceki yıllar üzümleri bile gelip yiyorlardı ama bu yıl yok. Bu da tek iyi haber.

Ağustos sonuydu. Abim dedi ki “koş kovan oğul veriyor” Yahu bu zamanda ne oğulu, yavru uçuruyorlardır. Gittim baktım kovanın önü ana baba günü gibi. Hani kovan oğul verince arılar nasıl yığılır işte öyle. Oğul olamaz eminim, birbirini çekiştiren arılarda yok! O halde yağma olmasa gerek. Zaten bu kadar arı yağma yapıyor olamaz. Sıcaktan kovan önüne yığılmışlardır herhalde. Akşamüstü olsun içeri girerler. Akşamüstü oldu arılar durulmuyor; ta ki ezan okundu hava iyice karardı arılar sürü sürü kovandan çıkmaya başladı! Uçtukları istikamete baktım yaklaşık 150 metre öteye komşuya gidiyorlar.(Komşu geçen yıl 4 tane kovan atmış bahçeye)
Çıktılar çıktılar çıktılar! Kovanda 3-5 arı kalıncaya kadar kovan boşalmasın mı. İşte o an anladım ki saatlerdir  şahit olduğum bir yağmaymış.Şimdiye kadar böyle bir şey görmedim. Hemen girişleri kapattım. Ertesi gün kovanı kaldırdım ve yerine boş bir kovan koydum . Elimdeki kovanı açtığımda kovanın arılarını kovan içinde ölmüş ve petekleri de yağmalanmış halde buldum. Komşunun arıları gelsin de benim kovanımı yağmalasın. Çok ağrıma gitti doğrusu. Bunun adına “komşu kazığı” diyorlar herhalde. Sen kovanlarını besleme bakma, sonra olan benim kovanıma olsun!

Belediyenin bizim buralara barınaklardaki köpekleri saldığını daha önce söylemiştim. Hatta bir tanesi bize dadanmıştı da zor kurtulmuştuk. Köpekler aç ve zavallı bir şekilde oradan oraya koşturup duruyorlar. Kimi zaman evlerin sahipli köpekleri tarafından iyice bir parçalanıyor. Böylece küpeli küpesiz çeşit çeşit köpekler atılmış bir günde. Ramazan bayramının son günü bir köpek ördeklerin tel bahçesine girmiş. Bir gittim baktım manzara korkunç. Ördeklerin üçünü de yan yana boğmuş. İşin traji komik yanı ördekleri yememiş. Sadece boğmuş. Köpek bahçeye girmiş ama çıkmayı başaramamış. Bana kuyruk sallayıp duruyor. Ölür müsün öldürür müsün?  




Bizim evimizde hayvanlarımızın hepsi çok kıymetlidir. Ördeklerimizde öyle. Elimde büyüdüler. Benim onlarla ilgili o kadar çok hatıram var ki hiçbir şeye değişmem. Şimdi başkası olsa eline çifteyi aldığı gibi bu köpeği vurur, ördeklerin hakkını alır. Ama ben bu hayvana da kıyamıyorum. Köpeğe göz aşinalığım var. Bir iki haftadır buralarda. Yaşlanmış dişi bir köpek: Alman kurdu. Hani şu k9 köpekleri var ya aynısı. Memeleri sallanıp duruyor. Köpekler üstünü parçalamış yaraları yeni kabuk tutmaya çalışıyor. Ağzında birkaç dişi dökülmüş.Sonuçta hayatın tokatını yemiş bir hayvan. Belli ki en baştan sahipliymiş. Sonrasında ihtimal damızlık olarak kullanmışlar. İyice yaşlanınca sokağa atmışlar oradan belediyenin barınağına ve oradan yine sokaklara!!! İçler acısı bir durum. Bu hayvana değil de onu bu durumlara düşürüp benim hayvanlarımın canının yanmasına sebep olan insanları  Allah’a havale ediyorum. Hak ettikleri cezayı tez vakitte bulsunlar.Barınağa telefon açtık gelin alın bu köpeği. Mırın kırın ettiler işte bayram tatilindeyiz oraya gelemeyiz falan. Sonra kankam telefon üstüne telefon müdürlerine ulaştı. En sonunda gelip aldılar köpeği. Ama sonrasında hayvancağızın akıbeti ne olmuştur bilemiyorum.  İşte bizim bayramımız da böylece tatlı başlayıp “acı” bitti. Allah bir daha göstermesin. 

Her sabah ekmekçimiz kapının önünden sıcak ekmekleriyle geçer. Bende ilk iş kedileri besler sonra sokağa çıkar ekmeği alırım. (Kedileri beslemezsem benimle birlikte yola çıkıyorlar ve ezilecekler diye korkuyorum) Yine bir sabah böyle kedileri besledim. Ekmek alacağım.Tam sokak kapısını açtım, yerde bir kıpırtı. Baktım bir arı kuşu. Terim yerindeyse nalları dikmiş vaziyette. Sırtüstü, ayaklar yukarıda çırpınıp duruyor. Kedilerin kuşu görmemesi mucize! Arı kuşları günlerdir arıları yeyip duruyordu. Bu da onlardan biri olsa gerek!
Kuşu kutuya koydum. Sanıyorum ciddi  şekilde bir duvara veya direğe çarpmış.Beyin kanaması geçiriyor olmalı. Ben düzeltiyorum o sırtüstü dönüyor. Ben düzeltiyorum o sırtüstü dönüyor. Kuşu beslemem lazım . Neyle besleyebilirim. Birkaç arı ölüsü getirdim ağzına tıktım. Tükürdü attı. İnternete baktım hiçbir şey bulamadım.Arı kuşu nasıl bakılır, nasıl beslenir? Cevap yok . Hadi onu geçtik “böcekçil kuşlar nasıl bakılır, neyle beslenebilir?” cevap yok. Yahu bir veteriner yok mu bu konuda bilgi sahibi! Böcekçil kuşlar için yem, hazır yem? O da yok. İki tane petshopa gittim. “Bizde böcek yiyen kuşlar için yem yok. Sen kendin böcekleri yakala kuşu öyle besle” dediler. heh! O kadarını bende biliyorum herhalde. Ama bir canlıyı yaşatmak için başka bir canlıyı nasıl öldürürüm? Sonra yavru bülbülleri yumurta sarısıyla besledikleri geldi aklıma. Hemen bir yumurta haşladım. 

Onları böyle küçük küçük köfteler yapıp kuşa beslemeye başladım.Arı kuşunun gagası nasıl ince ki onu yakalayıp gagasını açmak ve zorla beslemek oldukça zor.
2 gün sonra kuş normal durmaya başladı (ayakları üstünde) Ama yürüyemiyor. Bir hafta sonra ufak ufak yürümeye başladı.
Hafif kanat çırpmaya. Birkaç hafta sonra az biraz uçmaya başladı. Yüksek yerden aşağıya süzülme şeklinde. Ama dengeli şekilde bir türlü uçamıyor. Bir ay boyunca aralıksız gagasını zorla açıp besledim. (Haşlanmış yumurtanın hem akını hem sarısını ona besliyorum. Yumurtayı bozulmasın diye devamlı buzdolabında tutuyorum. Besleyeceğim zaman bir parça koparıp elimde ısıtıp kuşa öyle besliyorum)
Beni görünce tıpış tıpış koşturup gelip ayağıma biniyor. yemek vereyim diye.

Bir ayın sonunda kovanların önünden bulduğum ölü arıları elimden kapıp yemeye başladı. Nasıl sevindim anlatamam. Arı kuşu arıları yedikten bir 20 dakika sonra arıların kabuklarını, bacaklarını falan top şeklinde kusuyor. Baykuşlarda yedikleri farelerin kemiklerini ve kıllarını bu şekilde kusuyor.
Pencerenin önünden dışarıyı seyrediyor.

Odamda dolabın üstüne çıkmış.
Beni görünce ötmeye başlıyor, kanatlarını çırpıyor.  2 aydır birlikte olduğum yakışıklı bu işte!!! Gördüğünüz gibi çok renkli biri. Arılara olan ilgisi ise doğduğu gün başlamış:) Birkaç kez uçması için dışarıya saldım ama az biraz süzülüp yere çakıldı bende bırakmaya kıyamadım. Adını “kuşi” koydum. Diğer arı kuşlarının sesini duyunca nasıl deliriyor. Camda bir sağa bir sola koşturup duruyor. Evimizin neşesi oldu.

Bu onun tüneği,gagasını temizliyor.
Burada da uçmak için kanatlarını geriyor.

Geçenlerde kedilerden biri bir civciv yakalamış getirmiş. (civciv 10 günlük kadar var) Kedinin ağzından aldım. Civcivi kanat altlarından ve göğsünde sıkmış. Yaralarına batticon sürüp bakıma aldım. Mikrop kapmasın diye 4-5 gün antibiyotik tedavisi. Civciv düzeldi. Civcivin kimin olduğunu arama çabasına girişmedim.Yoksa kedilerimin başı yanardı. Çünkü bu insanlar hem minicik civcivleri tarlaya başıboş salarlar sonra kedi yakalayınca da kedinin peşine düşerler. Yahu bu kadar küçük hayvanı niye korumaya almıyorsun. O kendini muhafaza edebilecek yaşta mı? Bende civciv baktım, hem de kedilerin içinde.  Ama belli bir yaşa gelinceye kadar kafesleri vardı. Ondan sonra bahçeye çıkabilir hale geldiler. Yani ne şiş yandı ne kebap. Sonuç olarak kapı kapı dolaşıp “böyle böyle, kedim bir civciv yakalamış acaba sizin civciviniz mi?” diyecek halim yoktu.

Benim kedilerimin hepsi avcıdır. Yeri gelince tavşan kadar sıçanları yakalıyorlar. İşte geçenlerde yakaladığı sıçan! Parmak kadar civcivi neden yakalamasın? Nihayetinde bir civcivimiz oldu. Ha bir civcive bakmak ha 10 civcive bakmak diye geçti içimden. Sonuçta hizmet hep aynı. Gideyim civcive kardeş satın alayım desem annem izin vermez. 5 tane tavuğumuz var ya ; anneme yetiyor. ( Küçükken “ben kardeş istiyorum” diye çok ağlamıştım ama almamışlardı:)Bu civcivcikte benim gibi yalnız büyüyecek ne yapalım:)

Hava kurak olmasına rağmen bahçedeki ayrık otları çok azgın bir şekilde yayılmaya devam ediyor. Bende posta posta ilaçlıyorum onları. 3 hafta önce yine kahvaltımı yapıp bahçeye çıktım. Saat 10 civarı. Sırt pülvarizatörünü doldurdum. Tam ilacı içine katacağım cik cik cik!!!  “Tamam” dedim. Kedi bir civciv daha getirdi. Meyve ağaçlarının arasında sesin kaynağını arıyorum. Bir baktım, sonra bir kez daha baktım gözlerime inanamıyorum. Yeni doğmuş bir civciv. Bağırıp duruyor. Az biraz arkasında otların içinde yan yana yumurtalar. Yumurtaları bir elledim sabahın ayazında buz kesmişler. Hemen bluzümün eteğine yumurtaları doldurdum. Civcivi de yanlarına. Eve getirdim.
Bu ilk doğan yavru ve annesini gören tek yavru!

Kutuya koydum. Ampul bulmalıyım. Bir tane gece lambası bulabildim. Kutunun da üstünü örttüm ki çabuk ısınsın. Anlaşılacağı üzere komşuların tavuklarından biri bizim bahçeyi mesken tutmuş.20 günden fazladır sessiz sedasız yavru faaliyetine girişmiş. Buraya kadar anlıyorum ama gork tavuk nerede? Yumurtalar neden buz kesmiş? Hemen civcivleri bulduğum yere geri gittim. Kısa bir çevre araştırmasından sonra siyah bir tavuğun tüylerinin paramparça edildiğini gördüm. Siyah tavuk ? Bu tavuğu bizim bahçede gördüğümü hatırlıyorum. Demek ki sabaha karşı doğan yavru civciv bir şekilde annesinin altında ses çıkarmış, bunu duyan atma köpeklerden biri tavuğu yumurtaların üstünden kapmış ve parçalamış.
(Allahın hikmetine bakın, bu tavuk 12 tane yumurta yapmış. 21 gün yumurtaların üstünde yatmış köpekler onu fark etmemiş. Ama ilk yavrunun doğumuyla birlikte anne canından olmuş. Yine mucize olan şeylerden biri civcivin sesini benim duymam. Kedilerin duymaması!!!  Yoksa civcivi çoktan mideye indirirler benimde diğer yumurtalardan haberim olmazdı) Gelelim kutudaki yumurtalara. Diyorum soğuktan hayvanlar ölmüştür kesin. Yumurtaları kulağıma dayayıp tek tek dinledim bir ses gelmiyor.

Yumurtlar ısınınca o da ne birkaç tanesinden ses almaya başladım. “Çıt çıt”
İki gece boyunca Allah şahit uykusuz kaldım. Yumurtaları bekledim yanıyor mu üşüyor mu? Kimi ampulü yaklaştırdım kimi uzaklaştırdım. Kimi zaman yumurtadaki küçük delikleri ben büyüttüm. Çünkü ampul yumurtaları hızlı bir şekilde kurutuyordu ve ben ne yapacağımı bilmiyordum. Tam 3 gün boyunca yavrular doğmaya devam etti.Yumurtaları bulduğumda Çarşamba sabahıydı. Son yavru Cuma akşamı doğdu. Yumurtalar neden bu kadar kademeli çıktı anlamadım. Normalde hepsinin aynı gün çıkması gerekmez miydi? Sonuçta 11 tane yavrumuz olmuş.

Göğsünde kırmızı leke olan kedinin önceden getirdiği civciv. Yeni doğanlara abilik yapıyor.
Bu son doğan yavru.Geriye bir yumurta kaldı.Yumurtayı bir gece daha beklettim ve sabahında ucundan çıtlattım baktım ki yumurta cılk. Allaha şükürler olsun. Yavrular sağ salim doğdu.
Bunlara hüdaverdi diyorum ben . Küçük birer mucizeler.
2 hafta boyunca oturma odasını mesken tuttular. Sonrasında kümese.
Bu fotoları dün çektim. Hızla büyüyor benim bebeklerim.
Kedi sarı civcivi yakalayıp getirdiğinde yalnız büyüyecek demiştim. Şimdi 11 tane kardeşi var. Onlarda onu anne gibi biliyorlar. O nereye ufaklıklar oraya!

Civcivlerin içlerinde paçalılarda var.
İşte bu yakışıklı bir horoz olacak. Damat arayanlara duyurulur. Onlara çok emek harcadım. Hayırlı ömürlü olurlar inşallah.
Arılarıma 4 sefer oldu bal veriyorum. İlk seferinde peteklerin sırlarını vermiştim. Hemen petek imaline girişmişler.

Sıvı besleme yapılmasının daha iyi olduğunu biliyorum ama şu an bal vermek benim için daha kolay. Bende tembelin tekiyim zaten!
Hava müsaade edene kadar öyle gidelim bakalım. Hava demişken birkaç gündür geceleri çok ciddi soğuk var. Sonbahar olmadan kış mı gelecek dersiniz?
Bu arada Kuşi geçen hafta hastalandı, 2 gün içinde kaybettik. Gözleri sürekli dışarıda, uçan kuşlardaydı. Allah onun kanatlarına kuvvet verseydi de uçup gökyüzüne gitseydi. 2 ay boyunca ona o kadar çok alıştım ki ; bunu anlayabilir misiniz emin değilim ama çok çok üzgünüm. Tatlı sesi kulaklarımda çınlıyor. Her canlının ölümü tadacağını biliyor ama bunu kabullenmek istemiyorum.

10 yorum:

hucu zade abdullah ziya dedi ki...

Abla senden o kadar çok şey öğreniyorum ki bilemezsin...
Ben de yılan yavrusu bulmuştum, tabi eve almam izin vermemişlerdi ama öldürmelerine de mani olmuştum.
Bir tane kardeş almana izin verilmemiş ama tüm hayvan dostları senin kardeşin bunu bil

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Demet Hanım.

Gönüllü hayvan barınağı gibisin...

Uzun bir ara verdin ama,ne kadar da çok şey sığdırmışsın.Okurken yoruldum.

Bir arıcının arı kuşunu hayata döndürmek için bu kadar emek harcaması ve arı yiyebildiğin de bu kadar sevinmesi ilginç::))

SLM ve Muhabbetle...


İlhami Uyar dedi ki...

Kuraklık yüzünden Çin Rusya ve Amerikada buğday ve mısır rekoltesi çok düşükmüş,eğer aynı durum Arjantindede olursa durumun çok vahim olacağından bahsediliyor,inşallah bu ay gerekli yağmurları alır ve ürünlerimizi ekme fırsatı olur,siz yazmıyorsunuz ama yazdığınızda da roman gibi oluyor,saygılarımla

d.m.t dedi ki...

Sağolun Abdullah bey. Ben de kova'nın içinde yılan misafir etmiştim. Tabii sizin gibi evin içine almaya çalışmadım:)

Yusuf bey; her şeyi kucaklayabilecek kadar geniş bir yüreğim var. Sevdikçe gönlüm daha da büyüyor. Ama görün ki imkanımız zamanımız, ömrümüz, istediklerimizi yapmak için yeterli değil!
Kuşum arı yediğinde çok sevinmiştim inanın. Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrendim. Size de tavsiye ederim:) Selamlar.

İlhami bey kuraklık ciddi seviyede. Bütün yaz yağmur almadık düşünsenize. Saman balyasının fiyatları bile çok yükselmiş. Bu durum yakın zamanda et, süt fiyatlarının da artacağını gösterir. Allah selamet versin. Selamlar efendim.

MURAT AKIN - ARICI dedi ki...

Demet Hanım:

Unutmaki her arıcı bir varroa besleyicisi olduğu kadar da petek güvesi besleyicisidir.
Eğer petekler kontrol altında tutulmazsa güve hemen kapı önünde bekler.
----------------------------------
Kuşi ve civcivler bulunmaz roman gibi olmuş.

Civcivlere ampul ışığını yakın vermeyin, tam altına gelenin ısıdan beyni etkilenir.
Paçalı cins (İspenç) tavuklar az yumurtlar bol bol kuluçka olurlar.

Kolay gelsin.

d.m.t dedi ki...

Işığı yakın vermemeye çalıştım ama uzaklaştırıyorum buz kesiyor yaklaştırıyorum ısınıyor.Zaten ıslak doğuyorlar!
Velhasıl Üvey annelik zormuş. Kendi annesinin koynunda olsa ne yandı derdi var ne üşüdü. Ne yapalım buncağızlar da böyle dünyaya geldi.
Selamlar.

muratakın dedi ki...

Demet Hanım:

Lamba abajuru gibi kartondan büyük bir koni yapın tepesne içe küçük bir ampul koyun.

Koni altı civcivlerin hepsini rahatça alacak büyüklükte olsun.

Koninin altını yerden 10 cm boşluk kalacak kadar yukarıya asın, civcivler istedikleri zaman altına girsin çıksınlar.

Ampul yaklaşık yerden en az 30cm kadar olsun ve kartonu yakmayacak yerleştiriniz.

Koni içi sıcaklığına göre koniyi sivriltip ısı dengesini sağlarsınız, aynı sepet kovan gibi olacak.

Kolay gelsin.

d.m.t dedi ki...

Söyledikleriniz çok mantıklı gözüküyor.Dediğinizi yapacağım. Kenarda hazır dursun. Önümüz kış ; bakarsınız ısınmaya muhtaç biri heran kapımı çalabilir.

alper arslanturk dedi ki...

selamlar.amerikan yavru çürüklüğünde ergin arıların soğuklatma yöntemi ile dışkılaması sağlanarak ergin arılarda sporlardan arınma mümkün mü? sanırım bununla ilgili bir çeviriniz olmuş. hatırlıyor musunuz ? paylaşımınız mümkün mü? alperarslanturk@mynet.com

d.m.t dedi ki...

Size de selamlar Alper bey. Çeviri yapmıştım ve beyaz kovanda yayınlamıştım yanılmıyorsam. Hala orada durmuyor mu? Ben kendi yazılarıma bir bakayım ama o kadar çok şey biriktirmişim ki aradığınızı bulabilecek miyim bakalım!