04 Kasım 2010

Çok Yazık!!!

Tarlalarımızdan birinden bir dere geçer! Derenin içinden yazları zor zahmet incecik bir su akar. Hele…önüne ola ki su motorları kurulursa vay haline! Bazen dereden birkaç gün su akmaz öylece kurur kalır.
Anlaşılan yazları içler acısı bir durum alır hali! Kışları ise eh işte az biraz akar!!!

Dere 80-100 yıldır aynı yatağında akıyor! Bunu ağaçlardan görebiliyoruz. Annemin dedesi; yaşlı ağaçları kestiği gibi yerine hemen yenisini ekermiş.Söğütlerde bundan dolayı tam derenin yarlarındaymış! Ama zamanla su seviyesi o kadar çok düşmüş ki söğütler kenarlarda kalmış !

Özellikle geçen yıl yağışların anormal derecede çok olduğunu biliyoruz. İşte bizim derede kendi su kapasitesinden değil de sırf çukurda olmasından( dere yatağı olmasından) bilmem kaç gün üst üste yağan ;bilmem kaç dönüm alanı ıslatan yağmur sularından nasibini aldı ve taştı! Belki 10 kere taşkın yedik!
Geçen yıl tarlamızın taşkın durumunu resmetmiştim hatırlarsanız.

Haa! İşin doğrusu yine de taşkın olmazdı !
Neden olsu dersek; birinci ve en önemli sebep dere yarlarının özellikle hayvan indirip bindirmeden dolayı yer yer iyice silinmesi, ikincisi kuru ağaç gövdelerinin dereye devrilmesi sonucu aşırı yağışta suyun önünü tıkaması; üçüncüsü dereye atılan motor lastiği ve bilumum çöpler!
Evet taşkının sebebi yağmur; küresel ısınma falan değil sadece dediğim bu basit ve düzeltilebilir sebeplerdir.
…………………..
…………………..
…………………..

Evet efendim tarlalara su bastığından dolayı devletimize dilekçe yazılmış ve derenin temizlenmesi istenmiş, hatta bizden de zarar gördüğümüz için imza alınmıştır.

Yaklaşık bir ay önce haber geldi ve dere boyunda bulunan ağaçlarımızı kesmemiz istendi. 2 tane paletli büyük kepçe gelecek ve karşılıklı olarak derenin iki kenarını açacaklarmış!Kepçeler o kadar güçlüymüş ki ağaçları bir vuruşta köküyle söküp atacakmış!!!
Korktuğumuz ama tahmin ettiğimiz bir haberdi!

Nereye başvursak? Ağaçları kim kurtarır? Elbette Çevre Orman!
Çevre ormana gittim! Böyle böyle falanca derede ıslah yapılacakmış sizin haberiniz var mı? dedim. Bizim haberimiz yok dediler ! O zaman ben anlatayım; "Dere boyundaki ağaçların hepsini kesmemizi istediler. Ben derenin temizlenmesine karşı değilim. Zaten en çok zararı da biz gördük. Ancak ağaçların gereksiz yere kesilmesini istemiyorum; onların bizim için maddi değeri yok!Ancak manevi değerleri çok yüksek, pek çok canlıyada ev sahipliği yapıyorlar !
En azından problem çıkarmayan ağaçların kesilmemesi gerek ;Dere ıslahı için herhangi bir keşif yapılmadı; derenin akışına engel olan ağaçlar bir şekilde işaretlenmeli ve sadece onlar kesilmeli;bilmem kaç kilometre boyunca bütün ağaçların kesilmesi tam bir katliamdır buna engel olmanız lazım" dedim.

Beni Çevre Orman Şefliğine yönlendirdiler. Orada da şefe derdimi aynen anlattım.
Kendimi bildim bileli bir tane bile yaş ağaç kesmediğimizi bu yüzdende bölgedeki en ağaçlı dereboyunun bizde olduğunu; içinde kesimi yasak olan karaağaç; 80 yıllık belki daha da yaşlı söğüt ağaçlarının olduğunu söyledim. Sağolsun anlayışlı bir beyefendiydi sonuna kadar dinledi beni!

Ama….. dere ıslahının DSİ ye ait olduğunu; dere ıslahının ağaç kesimini gerektirdiğini; büyük makinelerin rahat hareket edemeyeceğini bu yüzden sadece dere içinde olan değil dere kenarında bulunan bütün ağaçların kesileceğini ;bunun için yapacak bir şeyleri olmadığını söylediler.

"Ama nasıl olur sizin göreviniz ağaç varlığını korumak değil mi? Üstelik dsi çevre bakanlığına bağlı değil mi?" dedim.
"Evet aynı bakanlığa bağlıyız ama onlar bize karşı sorumlu değil " dedi!
Dere boyları nehir kenarı gibi yerlerin hazinenin malı sayıldığı, orman olmadığı ve bu yüzden onları ilgilendirmediğini söyledi.

…………………..
…………………..
…………………..
Aklıma bir hadise geldi! Bundan 2 yıl önce (ablam ve yeğenlerim yaz aktivitesi olarak; bizim için) dere boyunda yere düşen kuru dalları toplarken bir ekip geliyor ve yeğenlerimi korkutuyor. “İzinsiz ağaç kesiyorsunuz şimdi bu traktörü bağlayabilirim” diyor.
Ablam neye uğradığını şaşırıyor; zor zahmet aklını toparlıyor! Diyor: “ Ne ağaç kesimi? Bunlar yere düşmüş dallar; üstelik bunların içinde bir tane yaş ağaç yok ki!"
Aralarında biraz tartışma geçiyor!

“Hadi!” diyor çevre orman görevlisi . “Bu seferlik affediyorum !!!Tekrarı olursa dediğimi yaparım!”

Allah biliyor; ben olay anında orada yoktum. Olsaydım ya traktörü yada memura hakaretten beni bağlamışlardı.
Bizimkiler o kadar korkmuşlar ki; ne memurların ismini; nede aracın plakasını almışlar!
Sonrasında Çevre ormana gidip bu olayın hesabını sormak; işin aslını öğrenmek istemiştim ama bir türlü nasip olmamıştı!
…………………….
…………………….

Neyse; Çevre orman şefine bu olayı anlattım. Zaten işin aslını da çok merak ediyordum.
“Nasıl oluyor da hem dere boyları orman değil biz karışmayız diyorsunuz; hem de sizden bir ekip bizim traktörü bağlamaya kalkışmış?”

Gülümsedi. “Yoo !” dedi. Bizim elemanlar yetkilerini aşmışlar. Traktörü bağlayamazlar; çünkü bulunduğunuz yer orman vasfında değil. Ancak; ağaç kesimi varsa izinsiz olduğu için para cezası kesebilirler.”


İşin tuhaflığına bakar mısınız? Ağaç kendi tarlamızda olsa bile izinsiz ağaç kesemiyoruz! Ama ıslah adı altında dere boyunda ki bütün ağaç varlığının köküne kibrit suyu ekilecek kimsenin ruhu duymuyor!!!!


Çevre ormandan da ağzımın payını aldıktan sonra yıkılmış bir şekilde eve döndüm abime durumu anlattım. Ama son dakikaya kadar ağaçlarımızı feda etmeye niyetimiz yoktu. Kestirmeyecektik.
……………………
……………………
……………………

Köylüler tarla kenarında gereksiz ağacı pek sevmezler onlara göre ticari olmayan ağaç hiç olmamalı hep tarla olmalıdır. Ağaç yer kapatır gölge yapar. Vakitlice kuru yaş demeden ağaçların çoğunluğunu kesip yakmışlardır. Ancak… ticari olarak kavakları vardır. Kepçe haberini duyunca ; kavakların zarar görmemesi için acele olarak kavaklarını kesip kepçelerin güzergahını açtılar.
Derken 15 gün önce baktık kepçeler bizim tarlaya varmışlar bile.

Önlerine ne geliyorsa söküp atıyorlar.Kepçe operatörünü durdurdum. “Bunu yapamazsınız ağaçları söküp atmayın” dedim. Muhtarı aradı. Muhtar tarlaya vardı. Dedi ki: “Bu kepçelerin belli bir çalışma süresi var. Sizi bekleyemezler. Eğer bu şekilde engel olursanız dilekçe vereceğim ve dere temizlenmesine engel olduğunuzu bundan sonra dere taşkınında olacak zararlardan sizin sorumlu olduğunuzu bildireceğim.”

Hımmm!!!
Korktum açıkçası! Allah beterinden saklasın uğraşmamız gereken pek çok sorun varken birde mahkemelerde dere ıslahına engel olduğumuz için uğraşamam. Zaten çevre orman bile bize destek çıkmıyor! Mecburen “Tamam” dedik kepçelere ; Ne haliniz varsa görün.


Ağaçlarımla ne vedalaşmaya ne son bir fotoğraf çekmeye dahi imkanım olmadı!
Ağaçlar…
Dallarıyla... kurdun kuşun yuvası;
Çiçeğiyle.... sineğin böceğin maması;
Meyvesiyle... kirpinin kaplumbağanın nafakası;
Dökülen yaprağıyla... toprağın gübresi;
Köküyle... erozyonun bekçisi;
Kuru odunuyla... ocağın ateşi;
Yeşiliyle... gözümün nuru!


Edebiyat mı yapıyorum ? Hayır bunlar gerçeğin ta kendisi!

Kendimi bildim bileli çok severim yeşili; ağacı ise ayrıca severim!Karaağaç, akağaç, söğüt, erik ne olursa!Ekerim budarım sularım. Asla ama asla “yeşil bir ağacı” kesmem. Başaramadık; olmadı! Engel olamadık. Ben aciz bir insanım ne çok param var ne arkamı dayayabileceğim birileri!


Oysa bu dere temizleme çalışması çok daha küçük kepçelerle sadece belli noktalara müdahale edilerek ve en minumum ağaç kesimiyle halledilebilirdi. Hiç olmadı atama atama ağaçlar bırakılıp makine bu ağaçların arasından kazma işlemine devam edebilirdi!
Ama kimse uğraşmak istemedi kimse ağaçlara acımadı. Resimlere baktıkça yüreğim sızlıyor engel olamadım.


Bu resimlerde gördüğünüz ağaçların hiçbiri hayatta değil artık. Bir yaşında, 5 yaşında, 20 yaşında, 50 yaşında! Genci yaşlısı bütün ağaçların hayatı son buldu.
Bütün uğraşmalar sonucu 2 karaağaç ve biri kurtlu iki söğüdü kurtarabildik. Onlarında dallarını kepçe kırdı ve bildiğiniz kuşa çevirdi.






Bütün ağaçlar üst üste karmakarışık tarlaya yığıldı. Ağaçların gittiğine mi yanarsın yoksa şimdi birer pislik parçası gibi tarlayı kapattıklarına mı?Çok çalışıp bütün bu enkazı kaldırmamız ve sonra inadına ağaçlandırma çalışmasına başlamamız lazım.


Önce derenin bir tarafı sonra diğer tarafındaki ağaçlar kökleriyle söküldü atıldı. Yatak sözüm ona genişletildi.


Hehehe!
İlk yağmurda ne olacak biliyor musunuz? Bütün bu kenarlara çekilen kara toprak(verimli toprak) ilk yağmurda dere yatağına akmaya başlayacak; yatak tarla toprağınla dolacak. Yarlar dilim dilim yağmur suyuyla yarılacak! Hele dere yükselirse topraklar külliyen akıp gidecek. Bunda sonra erozyon kaçınılmaz. Kimse engel olamaz.


Deremiz ıslah edildi efendim! Tarla sahipleri dere ıslah çalışmasından o kadar memnun kalmışlardır ki; hayallerindeki derenin bu olduğunu söylemişlerdir!
Hayale bakarmısınız; bir tek yeşillik bir tane çalı yok; iki tarafı toprak yığını !

Bundan sonra bülbül sesi yok! Bundan sonra leylek yok!Bundan sonra arı kuşu yok. Bundan sonra bir yaprak hışırtısı, bir ağaç gölgesi yok. Yok yok yok!!!!Hiçbirşey eskisi gibi olamaz artık! Dedelerimizin emanetine sahip çıkamadık!

Ey kendine "insan" diyen insan oğlu!!!! Sen iyi olan; güzel olan hiçbir şeyi haketmiyorsun!
Çünkü kendinden başka hiçkimseye; hiçbirşeye merhametin yok! Yazıklar olsun sana!
Bakalım senin yalvararak merhamet dilendiğin gün, sana ne cevap verilecek?




10 yorum:

aliosman dedi ki...

Demet hanım, Lise yıllarında her sene Kıbrıs adası kadar bir toprağın erozyonla denizlere aktığı aklmıda kalmış, sebepleri ise hafızamda yok.
Sebeplerini bir güzel fotoğraflayarak beynimize nakşetmen bir harika.
Sonuç insanlık adına, tabiat adına neyazıkki büyük bir hüsran, büyük bir fiyasko. Kurumlar adına büyük bir utanç.
Denizlere dökülmeye devam edeceğiz demekki. Üzgünüm.

TUYSAL dedi ki...

Geçmiş olsun, epey üzüldüğünüz anlaşılıyor.
Çevre konusundaki duyarlılığınız çok etkileyici ama devlet işte...

Mustafa Hilmi ÖZKAL dedi ki...

Selamunaleykum
Bravo kardeşim seni yürekten kutluyorum Allah yar ve yardımcımız olsun hayırlı çalışmalar

muratakın dedi ki...

Demet Hanım:

Yeşili, ağacı ve çiçeği seven birisi olarak çok üzülmüşsünüz, yazınızdan belli oluyor.

Önümüzdeki günler ağaç dikme günleri kolları sıvayıp sil baştan ağaçlandırma yapmalısınız.

Sizi gayrete getirmek için,Şimdiden kolay gelsin.

kadıoğlu dedi ki...

s.a değerli bacım her zaman yazılarını her zaman büyük coşku ve sevinç duyarak okudum bugün kü yazınının başlığı eyvah!!!diyerek başladığı için bu kız böyle ahlanıp vahlandığına göre mesele büyük diye okumaya başladım konu ülkemizin akciğeri olduğunu öğrenince kalbimden isabet aldım zaten trakya daağaç örtüsü çok nadir onlarda dere boylarında onlarda dere ıslahı altında yok edilmekde senindedediğin gibi dalını kessen tepene dikilirler oysaki küçük iş mainası ile olabilecek işleri koskoca paletli makinelerle ederler ve bizlerde kahrolmaktan öte bişey yapamayız.

HB dedi ki...

Oraya betonarme kanal yapmadıktan sonra dediğin gibi olacak.

Bu ülke masabaşından yönetilirse böyle oluyor işte...

Ertesi gün sabah brifinginde yazacak DSİ İl müdürlüğünde...

Bilmem nerede 10 saatlik çalışma, 4 iş makinası ile 2000 metre uzunluğunda "az akar ama bazen taşar" deresinin ıslahı yapılmış ve bölgede yaşanan sel baskınlarının önüne geçilmiştir efendimmmmmmmm......

Esas korktuğum başıma gelmedi. Yazının sonuna doğru dedim yeter bu kız bir çılgınlık yapmadan bitsin...

Geçmiş olsun az gelir bu olaylar sonrası için.

BOZKIR KARTALI dedi ki...

Merhaba; Duruma sizin kadar üzüldüm desem yeridir. İnsanlar gerçekten çevrelerine kalıcı zarar verebilen tek yaratıktır. Ama üzülmeyin doğa yakın zamanda yaralarını sarmaya başlıyacaktır.. En son resimde gözüken kökler baharda size ve canlılara yeniden gülümseyecektir..

d.m.t dedi ki...

Ben çabaladım ama bir şey yapamadım.Giden gitti!

Bu yıl dereye ıslah yapıldı ya! Seneye toprak akarsa bir daha ıslah yaparız; sonra bir daha bir daha! Her sene rutin hale getiririz. Kaşık kadar derenin çapını 30 metreye çıkarırız! Allah selamet versin!

Bu günden ağaçlandırmaya başlasam bir 5-10 yıla kadar ancak büyür ağaçlar!
Gönlüm bütün derenin kenarını yeniden ağaçlandırmak isterdi ama imkansız! Ancak kendi toprağımı ekebilirim! Ağaçlandırmamız gereken 150 metre kadar bir kıyı var! Kimi yere tek sıra kimi yere birkaç sıra ağaçlandırma yapabiliriz!Tam bir çelişkidir ki; dere boyunu yeniden ağaçlandırmak için çevre ormandan fidan almayı düşünüyorum.
Ne yaparsın; fiyatlara baktım da dışarıya göre oldukça hesaplı! Yeni yıl(zam) gelmeden fidanları almam lazım; nasip olursa.
Ama fidanları dahi hemen ekemiyoruz! Bildiniz gibi değil! Enkaz çok yoğun! Önce ağaçlar kalkacak ki; tepe tepe yığılan toprak kepçe tutup düzeltilsin! Günlerdir uğraşıyoruz az biraz yer açabildik!
Çalış babam çalış! Durmak yok! İnadına ekeceğiz!

hbcaliskan@gmail.com dedi ki...

çok üzücü bir durum .. yıllarca doğada olmak için ava gittim.ama 25 yaşında anladım ki , AV HAYVANI diye birşey yok ... sadece besin ihtiyacı ile başlamış bir dürtünün kimilerinin para kaynagına çevrilmesi NE AVCILIK DENİLMİŞ.... canlı varmış sadece .. CANLI YAŞAMAK İÇİN DİĞER CANLILARA MUHTAÇ OLAN MIŞ. VE MAALESEF insan da BİR CANLIYDI.. TIPKI O GÜZEL AĞAÇLAR GİBİ.. DERENİN ISLAH OLDUĞUNU SANAN VE BUNDAN KEYİF ALANLARINDA BENİM Gİİ ISLAH OLMALARINI DİLİYORUM

d.m.t dedi ki...

Bilmem ki;kalplerin ıslah olması o kadar kolaymıdır?

Yinede umut edebiliriz; belki... doğru yolu bulurlar!