01 Eylül 2009

Bahçelerde Maydanoz;

Uygulamaları günü gününe aktarmaya devam ediyoruz!!!
12 ağustosta formik jel uygulamıştım.Ondan bahsedelim!
Dur bakiyim.. 12 sini geçeli çok olmuş yahu! Değil günü gününe aktarmak 20 gün olmuş:) hehehe

Bahçelerde maydanoz; gel bize bazı bazı!!! :)
Olsun! Benim yazmak için fırsatım şimdi olmuş!
Formik jeli geçen yıl 25 liraya almıştım. Henüz adını da hiç duymamıştım. Bu arada eczacı fiyat konusunda beni kazıklamıştı sonradan anladım.Neyse bir yıldır ilaç kenarda bekliyor; oldu olacak kullanayım dedim.

İlacı uyguladığımda hava çok sıcak değildi! Her çerçeve üzerine nohut kadar sıkmaya çalıştım. Gerçi nohut pişmiş nohut mu? Kuru nohut mu orası da meçhuldü:)malum nohut pişince kocaman oluyor!
Elimdeki şişe 200 gramlık! Yaklaşık 10 kovan ilaçlandı. Ortalama 8-9 çerçeve desek! İşin sonunda baktığımda ilacın 3’te 2’si (yada biraz daha fazlası) hala şişede kaldı.
Nohut hesabıyla dozlamanın tam ayarlanamadığı gözüküyor( Yani ilacın üzerindeki tarife göre)

Tam emin olmamakla birlikte sıktığımız ilacın 2 yada 3 gün içinde buharlaşıp gittiğini gördüm. Çekmece kontrolünde bir kovanda 24 ;bir kovanda 27 varroa saydım! Sonrasında varroa dökülmesi tek tük yada hiç olmadı!!! Asit yoksa varroa ölümü de yok!

Bu kadar hızlı buharlaşma iyimidir acaba ; jeli küçük parçalara bölmek; yüzeyi genişlettiği için buharlaşmayı da hızlandırıyor. Belki de nohut kadar değil de gereken ilacı toplu halde kovana koymak daha faydalı olabilir.

Başka bir yaklaşımda mademki ilaç 2-3 gün içinde toz olup gidiyor; acaba amitraz gibi 3 gün arayla yada ilaç buharlaştığı gibi birkaç doz daha mı formik jel uygulamalı! Arılara veya yavrulara zararı olur mu acaba! Hı?

Geçen sonbahar jel kullanan pek çok kişi olmuştu değil mi; sonuçlar ne oldu! Olumlu olumsuz? Benim gözlemlerim böyle başka gözlemi olan varsa yazsın!

Ramazandan sonra hava biraz serinlesin formik jeli yeniden kullanacağım. O kadar para vermişim, şişede kalıp ziyan olmasın bitireyim bari:) Cimriliğim tuttu da :)

Çekmece kontrolü yaparken güzel polenler görüyorum renkli renkli!

Ayrıca polenlerle birlikte mor renkli çiçek parçaları da gelmiş! Adı sapçık mıydı ipçik miydi neydi bunların?
Polen keselerini ayakta tutan parçacıklar:)

Ve damlacık damlacık propolis parçaları! Büyük ihtimalle bu reçineyi kurumuş ayçiçek kellelerinden aldıklarını düşünüyorum!

Bir kovanda çekmecesine bir sürü mum kırıntısı atmış! Allah korusun yağma değil! Çünkü güçlü bir koloni! Bir ihtimal ya balları yavrulara yediriyor yada yavru alanı açmaya çalışıyor!

Yine arı takibinde bacaklarda açık sarı yada krem diyebileceğimiz polenler göze çarpıyor! Otların arasına dalınca arıların sinirli yaprak dediğimiz ottan polen aldıklarını görüyoruz!

Değil sinirli yapraktan polen almak; sinirli yaprakta çiçek olduğuna bile dikkat etmedim! O kadar küçük bir şey ki!

Aslında arılar böyle minnacık polen kaynaklarına pek itibar etmiyorlar! Fakat çevre kurumuşsa koloninin de polene ihtiyacı varsa; neredeyse topraktan polen çıkarma derdindeler!


Sinirli yaprakta çok güzel kamufle olmuş bir tırtıl!

Sıvı besleme bir aya yaklaşmak üzere!
Bu yıl arıkuşları devamlı buradalar!Hiç böylesini görmedim.

Kırlangıçlar zaten burada ona alışkınız! Birkaç eşek arısı da sürekli kovanlara saldırıyor!
Arılarım çok sinirli!
Yavru uçurmayı bile ancak hava kararmak üzere yapabiliyorlar! Su içmeye de çoğunlukla akşam üstü çıkıyorlar!
Arı kuşlarıyla geçen gün konuştumda: "Avrupa yakasında bu kadar kaldığınız yeter! Sizi anadolu dan bekliyorlarmış. Hem orada daha güzel arılar varmış" dedim. Bakalım söz dinleyecekler mi?

15 yorum:

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Demet Hanım.

Bahsettiğiniz varroa iacını 2008 sonbahar ve 2009 ilkbahar kullanmıştım.İlacı alırken menbasından almama rağmen pahalı da almıştım.Fakat en önemlisi bu ilac sayesinde kovanlarım varroa çiftliğine döndü.İmdi kullanmayı bırak elimdeki mevcut ilacların tamamını imha ettim size de tavsiye ederim.

Hasan ÇINARLIK dedi ki...

Demet hanım, arıkuşları sizin önerinizi tutmuş taaa Karadenize kadar gelmişler... bugün benim kovanların üstünde pike yapıp duruyorlardı...

d.m.t dedi ki...

Sanırım sorun formik asitte değil; bu ilacın dozlamasında( yahut buharlaşmasında)

Varroa çiftliği zaman zaman bizde de oluyor:) Şu an yavrularımda hasar yok şükür!

Ama ne diyorlar kovanlarda varroa varsa 3 yıl boyunca uygulanan mücadeleye bakmak lazımmış:)

İlaçları imha etmeseydiniz! Hiç olmadı kabarmış çerçevelerin arasına koyardınız petek güvesine karşı korurdu:)

Ne diyorsunuz Hasan bey? Arı kuşları sizin oraya mı geldi !
Vay be!!! Kuşların dilinden anladığımı biliyordum:)

Nurhayat dedi ki...

Merhabalar Demet Hanım,
Forbeevar 2-3 günde buharlaşmaktadır. Sizin gözlemleriniz de aynı doğrultuda zaten. Uygulamayı kenara değilde çerçevelerin ortasına yaparsanız daha verimli olacaktır.Doz uygulaması hesaplanarak nohut tanesi pratik olarak belirtilmiştir. Prospektüste de yazdığı gibi siklustan dolayı varroa yoğunluğuna göre 3 uygulama yapmanız gerekmektedir.
Sayın Yusuf Şimşak; ilaçla ilgili sorunlarınızı bize belirtseydiniz çözüm olarak size teknik yardımda bulunurduk.

Yorumlarınız için teşekkürler

mcsumer dedi ki...

Demet Hanım, Selamlar !
Eczanelerde fahiş fiyatla ilaç satılamaz. Fiyatı belli bir ürünün herhangi bir eczanede yüksek fiyatla satılmasının mantığı var mı? Hiç bir eczacı bunu bilerek yapmaz. Eczaneler hem sabit işletmeler, hem de “güven” esasıyla çalışan işletmelerdir. Üstelik bir ilacın kutusunda perakende satış fiyatı yazılı olmaz mı? (Meslek şovenizmine düşmemek için parantez içinde diyorum ki: Bu olay gerçekse eczacımız çok vahim bir hata, hata değil suç işlemiş.)
Başka satıcılarda etiket fiyatının altında satılıyorsa o da üretici firmanın kabahatlerinden biri.

Eskiden, veteriner ilaçları da yasal olarak sadece eczanelerde satılırken A, D ve E vitaminlerini içeren bir ilaç vardı; etiket fiyatı 10 liraysa eczanelerde 10 liraya, yemcilerde 7 lira, kasaplarda da 5 liraya satılırdı. Yemciler ve kasaplar spot(!) piyasadan temin ediyorlarmış o ilacı.

Bu ilacın da prospektüsü iyi hazırlanmış olsaydı Yusuf Bey'e teknik destek gerekmezdi; siz tereddüt içinde kalmazdınız; jel içindeki formik asitin kovanın her noktasına eşit dağılması gerektiğini ve o kovan için ne kadar jel kullanmanız gerektiğini ayrıca hesaplamanıza gerek kalmazdı. İlacı da kenardan kenardan iliştirmezdiniz. Ezkaza (sizde olmaz ya) standart bir kovanda iki çerçevelik bir koloniniz olsa şişmiş iki nohut tanesi kadar mı ilaç kullanacaktınız? Prospektüste, formik asit buharının havadan ağır olduğu yazıyor mu bari?

Dikkat! Blogunuz FORUMa dönüşmekte...
Her işiniz kolay gelsin...

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Demet hanım,Merhaba!

Görmeyende, Edirne'yi arı kuşları bastı sanacak.
Tabiki şaka...
Dediğiniz gibi kırlangıçlar daha çok zarar veriyor.
Şimdi inanmayacaksınız ama ben hırsımdan teneke çalıyorum, kırlangıçlara:)
Galiba çok önemli bir konuya değindiniz, (forbear inhalasyon jel) sizin sayenizde sayın Nurhayat hanım, biz arıcılara bu konuda belki biraz yardımcı olur.
İzniniz ile, sayın Nurhayat hanıma bir kaç sorum olacak.

Sayın Nurhayat hanım;
sizin dediğinize göre çerçeve üzerine nohut tanesi büyüklüğünde verilen jelin, 2-3 günde buharlaştığını söylüyorsunuz.

Mamulün prospektüsünde yazdığına göre 10 çerveli bir kovan için 10gr jel yeterli.

Yine prospektüste göre,jelin her 100gr mında 65gr formik asit var.

Şimdi, benim aklıma takılan şu;

Bir kovana 10gr jel veriyorsunuz, bu jelin içindeki etken madde, yani formik asit 6,5 gr.

Ve bu madde yaklaşık 3 gün içinde buharlaşıyor.

Yani 1 gün içersinde kovanda buharlaşan formik asit miktarı
6,5 / 3 = 2.16 gr.(gr.mı ml. ye çevirirsek miktar daha da azalacak)

Oysa benim yaptığım araştırmaya göre günlük asit salınımı % 85 formundaki ,formik asit miktarı 8 ml olmalı.

Yani tek katlı bir kovanda çerçeve sayısına bakılmaksızın günlük, %85 lik formik asitten 8 ml buharlaşması gerekiyor.

8 ml den az buharlaşan asit tam olarak etkili olamıyor.

Acaba yanılıyormuyum?

Siz, günlük 2.16gr asit salınımını neye göre baz aldınız.

Kaynak gösterek açıklarsanız biz arıcıları bilgilendirirsiniz.

Fiat konusunda, Demet hanıma katılıyorum Edirne'de pahalımı satılıyor acaba, geçen yıl 25 tl ve 22.5 tl ye satıldı.

Acaba fiatınız nedir?

İşlerinizde kolaylıklar dilerim.

Ali Şekerli

Nurhayat dedi ki...

Öncelikle bu güzel tartışmaya izin verdiği için DEMET hanıma teşekkür ederim.

Forbeevar üretiminde hesaplamalar %100 üzerinden yapılmaktadır. Ürünümüz bakanlık tarafından yapılan çalışmalar sonunda ruhsatlanmış kontrollü salınımlı ve her türlü datası üretici firma ve firmamız tarafından saklanan bir üründür.

Prospektüsümüzdeki ibare aynen şöyledir:
BİLEŞİMİ:
Forbeevar Jel; her 100 gramında 65 g formik asit içeren akışkan renksiz harici uygulamaya hazır kontrollü salınımlı jeldir.
KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU:
Forbeevar Jel Veteriner Hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği taktirde; ilaçlamalar hava sıcaklığı 14-27 °C arasında iken erken ilkbahar ve geç sonbaharda akşama doğru yapılmalıdır. Hastalığın seyrine göre ilaç uygulaması birer hafta ara ile 2-3 defa yapılabilir. 3-5 çerçeveli kovana bölme tahtası ile bölündükten sonra 5-10 g Forbeevar Jel çerçeveler üzerine bırakılır ve kovan kapağı kapatılır. Eğer kovanda 9-10 çerçeveli güçlü bir koloni varsa ve enfestasyonda yoğunsa 10-20 g Forbevar Jel çerçeveler üzerine bırakılır ve kovan kapağı kapatılır. Kovan uçuş deliği kapatılmamalıdır.

Formik asitin doz hesaplamasında baz alınan konsantrasyon 50 değeri 5-35 derecede 0,08-0,16 mg/L’dır.

Ürün fiyatımız kutu üzerinde yazmakta olup fiyatımız 21,65 tl’dir

d.m.t dedi ki...

Nurhayat hanım cevap versin diye araya girmedim; şimdi ben cevaplayım:)

Cahit bey eczacıları sizin kadar tanımıyorum!
İşin kötü tarafı ne biliyor musunuz? Ben ilacı alırken şişenin üzerinde 18 lira ibaresi varmış!
Ama ilaçları alırken kutunun üzerine bakmıyoruz ki! Ne derlerse onu veriyoruz!
Tabiatınızda birazda koyunluk varsa kazıklanmamak mümkün değil!Benim gibi:)

Sonradan gidip eczacıyla bir tartışayım dedim ama vazgeçtim! Bana ne diycek: “Siz üzerinde yazana ne bakıyorsunuz. O eski fiyatı! Bunu satış fiyatı 25 lira” Hadi ispatla bakalım!
Boş ver dedim kendi kendime ne hali varsa görsün. Hakkımı almışsa da helal etmiyorum!

Standart kovanda 2 çerçeve arım olsaydı; kalan yeri bölme tahtasıyla böler, arkasındaki boşluğu doldurur ve evet 2 nohut tanesi jel damlatırdım herhalde!!!
Prospektüste formik asit buharının havadan ağır olduğu yazmıyor! Bunun konuyla alakası ne bir söyleseniz!
Cahit bey siz eczacıydınız değil mi; konsantrasyon 50 değeri ne demek acaba?


Ali bey; size de merhaba!
Şekerli cümlesi geçince aklıma hep siz geliyorsunuz nedense:)
Edirne yi arı kuşları basmadı da diğer yıllara göre çoklar ve hala buradalar! Anlamadım gitti!

Vallahi kırlangıçlar tenekeden falan anlamıyor. Birde komşularda acayip rahatsız olur!
En iyisi ramazan davulu çalmak; hem bir işe yaramış oluruz! hehehe
O zamanda mahallenin davulcuları bizi dövebilir:)

İzin vermek diye bir şey yok! İzin sizin Nurhayat Hanım:) Bütün arkadaşlarımız aynı izne tabiidir!

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Selam,yine ben!

Demet hanım,Cahit beyin de dediği gibi nur topu gibi bir forumunuz olacak galiba:)

Sorularıma cevap alamadığım için yine yazmak ihtiyacı duydum.

Konuyu biraz daha açalım mı;

Jelin her 100gramında 65gr formik asit var diyorsunuz...

65gr formik asit = 53ml formik asit demektir.(uygulamalarda hep hacim ölçüsü geçiyor,gr değil)
%85lik formik asidin özkütlesi,d=1.22g/cm3 tür (yaklaşık).

Yani kısacası sizin jelin 100grmında 53ml formik asit var.

Sizin tavsiyeniz,10 çerçeveli bir kovana 10gr jel diyorsunuz.

Jelin 10grmında da 5.3ml formik asit var.

Bu jelin de 3 günde buharlaştığını söylüyorsunuz.

O zaman günlük asit salınımı 1.7ml olur.

Jeli, 20gr verirseniz günlük salınım 3.5ml olur ki, yine az ve etkisiz olur.

Sizin de dediğiniz gibi günlük salınım tek katlı kovanda 8ml,çift katlı kovanda da 16ml olmalıdır.

Zaten, şikayetler siz kabul etmesenizde dozun az verilmesinden kaynaklanıyor.

Belli ki riske girmek istemiyorsunuz...

mcsumer dedi ki...

Demet Hanım, Merhaba !

Elbette ki eczacılar özel dürüstlük testlerinden geçmiyorlar; fakat, olayın bizzat kendisi
aynı zamanda bir satıcı olan eczacının yararına değil zararına olan bir olay değil mi?
Baksanıza, aradan geçen bir yıla rağmen o eczane hakkında konuşuyoruz. O günden beri aynı
yerden hiç alışveriş ettiniz yada bir dostunuza önerdiniz mi? Yoksa, yakınlarınıza kötülediniz mi? Günümüzde metropollerin şehirlerarası terminallerindeki seyyar satıcılar bile 18 liralık ürün için 25 lira istemiyorlar.

Eski bir ilacın değişik kanallarla, değişik fiyatlarla satıldığının örneğini vermiştim.
Umarım ForBeeVar öyle olmaz.

Genel olarak ilaçların kullanılmasında öyle akılalmaz hatalarla karşılaşıyoruz ki... Küçük kolonilerde bölme tahtası kullanılması gerektiğinin açıklandığı gibi; bence, ilacın çerçeve üstüne uygulanmasının gerekçelerinden biri olarak formik asit buharının havadan daha ağır olduğu da belirtilse iyi olurdu.

Arıcısın bilirsin, eczacısın bilirsin dendi mi korkarım. Ben Nurhayat Hanım'ın "Forbeevar üretiminde hesaplamalar %100 üzerinden yapılmaktadır." sözünü bile doğru anladığımdan emin değilim.

"Eğer kovanda 9-10 çerçeveli güçlü bir koloni varsa ve enfestasyonda yoğunsa 10-20 g..."
Burada da birbirinin iki misli dozdan söz ediliyor.
Parazitle bulaşıklık az veya çok yoğun olsa ne kadar fark eder? Buhar halindeki ilaç, kovan
içindeki 50 adet parazit için yeterliyse 100-200 adet parazit için de yeterli olmaz mı?

Konsantrasyon 50 değerini, "arılara zarar vermeden, açıktaki varroaların %50'sini öldülecek olan ilaç buhar yoğunluğu" olarak anlıyorum.

Nurhayat Hanım bizi biraz daha aydınlatsa iyi olacak.

Herkese Sağlık ve Mutluluklar...

Nurhayat dedi ki...

Tekrar Merhabalar;
Aslında bir önceki son yorumumdu ancak ben ''Sizin de dediğiniz gibi günlük salınım tek katlı kovanda 8ml,çift katlı kovanda da 16ml olmalıdır.'' gibi bir ibare kullanmadım. Hesaplama kriterini bir önceki yazımda yazdım. Keşke formik asit doz hesaplaması sizin dediğiniz gibi kolay olsa....

muratakın dedi ki...

Demet Hanım:

Aslında siz ilacı pahalı almışsınız sizin ilacınız arılar üzerinde daha etkili olmalıydı.

Biz daha ucuza aldık demekki biz ilacı boşuna yapmışız.

Pahalı mal iyi maldır.

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Selam!

Pardon ben yanlış anlamışım...

Hadi konuyu biraz daha açalım;

Ürünü kullananlara da yardımcı oluruz belki.

Aslında sizi ve firmanızı tebrik ederim.

Bunu söylerken inanın canı gönülden söylüyorum.

Arıcılar için varroa mücadelesinde büyük kolaylık sağlayacağına eminim.

Ama doğru dozda kullanılırsa.

Sizin önerdiğiniz doz çok düşük.

Dozun düşük ve etkisiz olduğu kullanan arkadaşlarımızın kolonilerinden belli.

Avrupaya baktığımızda formik asidi, son hasattan hemen sonra tek katlı kovana 30ml veriyorlar.

Besleme ve kış stoğunu yaptırdıktan sonra da bir 30ml daha veriyorlar.

Yani hasattan sonra iki ayrı mücadelede toplam 60ml asit veriyorlar ve formik asit ile yapılan mücadeleyi bitiriyorlar.

Bu iş bu kadar basit,bunun zor olduğunu söyleyen sizsiniz.

Madem bu kadar kolay değil doz hesaplaması,hele bir anlatın da anlayalım,belki bir şeyler öğreniriz.

Şayet bu mücadeleyi sizin jel ile doğru dozda yaparsak bize kaça mal olur bir hesap edelim isterseniz.

Galiba en çekindiğiniz konu da bu.

200gr jel ile bir defada en fazla 3,5 kovan ilaçlanır, hadi 4 olsun.

İkinci mücadele içinde bir 200gr mamül gerekiyor.

Yani 4 kovan için 400gr jel lazım.

200gr jelin fiatı, 21,65*2= 43,30

43,30 / 4 = 10,825 tl.

Jel ile bir sezonda yapacağınız varroa mücadelesinin bir kovana maliyeti 11 liradır.

Benim 30 kolonim var 30*11= 330 lira.

Aynı işlemi formik asit ile yaparsam 15 veya 20 lira olur.

Aradaki fark müthiş!!!

Yanlış hesap Bağdattan döner,şayet yanlış ise doğrusunu sizden öğrenelim...

ARICISERKAN67 dedi ki...

merhaba ben zonguldak ereğliden serkan arıcılığa yeni başladım bu polen işine baya merak saldım öyle böyle değil hastalık gibi bişey geçenlerde bi arkadaşın bloğunda okumuştum arıcılık tedavisi olmayan bir demiş doğru söylemiş.şimdi benim size bir sorum olacak bu polenle ilgili polen alma işlemi ne zaman ve ne kadar yapılmalıdır.yine bu polen meselesini araştırdığım sırada bi sitede şöyle yazıyordu 'sen bütün gün çalış didin bi ekmek parası kazan onuda kapının önünde elinden alsınlar olurmu!'kafama takıldı polen alamak arının kovan içi dengesini bozarmı.

d.m.t dedi ki...

Ben polen almayı beceremedim:)
Daha doğrusu arının kolu bacağı kopacak diye!!!

Yoksa uygun şekilde, uygun miktarda polen alınırsa arılara stok açısından zararı olmaz!Olsa kimse polen toplamaz değilmi?

Polen toplamayla ilgili bir yerlere not almıştım ama ara ki bulasın:)

Bahara polen toplayan arkadaşlara sorarız; nasıl yapıyorsunuz diye!Ama madem ki istiyorsunuz; siz o poleni kesin alırsınız!